Trafikte Asabiyet ve Hak arayışı

 

Sıcak bir yaz günü Harputta esen serin rüzgardan yararlanmak adına Aile, Göllübağ denilen Elazığ’ın en serin mevkiine tarlada ve meyve ağaçları arasında oyalanmak üzere bırakılmıştır. Elazığ diğer birçok doğu ilinde olduğu gibi gündüzleri dışarı çıkılamayacak kadar sıcak olduğundan hali hazırda bahçesi olan yerli kesimin neredeyse %100′ü haftasonları ve özellikle pazar günleri bahçesine, yazlığına çekildiğinden şehir sakin oluyor. Tabi olmayanlar da acır gözlerle sessiz sessiz şehri seyreder :)

Yine böyle sıcak bir günde ailemi öğle saatlerinde bıraktığım Harput’un Göllübağ denilen bahçelerinden almaya gitmiştim. Hava öyle güzeldi ki insanın oralardan dönesi gelmiyor. Lakin bizde halihazırda öyle bir ev yok. İnşallah yakında :) Herkesi doldurmuş sırayla yeşilliklerin içinden, asri mezarlıktan ve en son Balakgazi tesislerinden geçerek şehre iniyorum usuldan. Aslında usuldan dediğime bakmayın. Şarkılarda da denildiği gibi yokuşundan iniyorum harputun ve ister istemez süratle. Neyse…

Harputun herhangi bir mahallesinde olmayan ve asri mezarlığa kestirmeden gitmemizi sağlayan en dik yokuşundan iniyorum. Ancak öyle bir yokuş ki freni sonuna kadar basmazsanız güvenliğiniz olmuyor. O haliyle bile inerken ileride düz ve sola ayrılan 3 kollu bir kavşağa giren aracı farkettim ve tedirgin oldum. Çünkü adam görmedi kanımca ancka duracağını düşünüyorum. Nasıl olsa bekleyecek diye düşünüyorum, çünkü bölünmüş bir yoldan geliyor. Çünkü sağda olan benim… Başka birşey düşündüğüm yok. Yokuşu inmiş olmamla birlikte frenden de çekiyoruz ayağımızı, herşey geçmeye müsait. Yavru ceylan bir gazla ilerliyor tabi…

Nitekim öyle olmadı. Diğer arkadaş burnunu nasıl soktuysa ve elinde sigarası ve o havasıyla nasıl umduysa artık ; ben devam ettikçe o da bir yandan giriyor kavşaktan. Ben nasıl olsa duracak diye kendimi rahatlatırken direksiyonu sağa birden kırmamla hem çevre kaldırımlarda oturmuş şehri izleyenleri hem de kendi aracımdaki ev ahalisini dumura uğratıyorum. Yoksa benim tarafımdan 90 derece girecekti kardeşim!

Aracı agresif birşekilde ileriye parkedersin, çekersin el frenini, düşündüğün tek şey arabadna inip rezalet çıkarmaktır. İnersin arabadan; bir kolun baban tarafından turulmuş olarak. Diğer araç sürücüsünün yanındaki bayanı farketmekle işler biraz değişir. Oğlum bin arabaya nâralarıyla gırla gider. Ancak ne yapsan da içinden bir ses sürekli olarak “Çık dışarı, bağır, çağır…”

Allah korudu diyerek yola devam edersin…

O akşam orada büyük bir tehlike atlattık. Çünkü Harput adı üzerinde yokuş ve benim sıkıntı yaşadığım kavşakta çok sık kaza oluyor. Sebebini bilmiyorum…O akşam aşağıya indim inmesine ancak bir elinde sigarası, küstah ve umursamaz tavırlarıyla karşı araç sürücüsü gözümün önünden gitmedi. Ama bir yandan da hiç farketmediğim veya es geçtiğim bir tafik levhası var mıydı onu merak ediyorum. İçime bir kurt düştü :( Eve geldiğimde Trafik Sınavlarına hazırlık kitaplarımı eşe dosta dağıttığımdan internete girerek gerçekten kabahatli miyim diye öğrenmek istedim. Aslında kabahatin önemi yok ancak kavga gürültü çıkarsaydım değecek miydi ! Hiçbir sorun yoktu. Hatırladıklarıma göre %100 haklıydım! Devam ediyoruz…

Ertesi gün uyanır uyanmaz kahvaltımı yaptım ve çıktım aynı yere. Maalesef benim indiğim yokuşun kenarında DUR levhası vardı. Bu da demek oluyor ki %100 haksızdım önceki gece ve istenmeyen bir durum olması durumunda arabadan inmiş ve istenmeyen şeyler yaşatmış olsaydım 2 kere haksız olacaktım. Çünkü gerçekten aklımdan geçen şeyler kötüydü ve kızdığımda kendimi kaybediyorum. Sanırım bu yönümün acilen törpülenmesi gerek.

Bu dikkatsizliğimle birlikte şunu da farkettim ki milletçe yolda yaya olarak giderken “Araç nasıl olsa frene basar”, araçla giderken de aynı şekilde “Yaya nasıl olsa farkeder…” gibi yanlış düşüncelere giriyoruz. Aynısı iki aracın karşılaşmasında da geçerli! Karşımızdakini deli gibi düşünmediğimizden olmasını istemeyeceğimiz durumlara ihtimam göstermiyor, ihtimal vermiyoruz. Bu da kazalara neden oluyor. Öğle saatlerinde gördüğüm ve hatamı anladığım an itibariyle 2 gündür daha dikkatli davranmaya çalışıyorum. Trafik levhalarıyla hiçbir zaman sorun yaşamadım ancak DİKKATSİZLİĞİMİN de nelere yol açabileceği konusunda fikir sahibi oldum. Tavsiyem karşınızdaki insanı deli gibi düşünmenizdir bir vatandaşımızın dediği gibi. Bu vatandaş yaklaşık 50 yıl boyunca kazasız trafike ilerleyişini karşısındaki insanların hepsini deli gibi düşünmeye bağlamış ve faydasını görmüş.

Trafik son derece dikkat ve tecrübe isteyen bir ortam. Allah korudu diyebilirim 2 araçtaki insanları da.  Kazasız belasız günler dilerim…

Yazar Hakkında

teferruat.org

/*Bilişim Teknolojileri ve Yazılım Öğretmeni*/
Öğrencilerini trend teknolojilerle tanıştırırken Maker kültürünü aşılamayı hedefliyor. "Bilişimde Gelecek Var" hareketi ile Bilişim Eğitime dikkat çekmeye çalıştı.

Fotoğraf sanatıyla ilgili. Toprağa baktığında bile elli renk tonu görüyor. Müziği, Grafik sanatları, Doğada sabahlamayı sever; bir de sabah gülümseyerek uyandıran kızını ;)

View all posts

Yorumlar

  1. rovis allahtan istanbulda falan değilsin
    şu yazdıklarını okuyorum da herhalde sopasız gezmezdn trafikte.çünkü sopalık adam çok burada :))