Ablasını okutmadılar. Bari Eminemi okutsunlar !

BT Sınıfıma komşu, geçen sene tüm öğrencilerini mezun ettiğim sınıftan; 8B sınıfından bir öğrencim Emine.

İçli, duygusal, akıllı ve zeki olduğu kadar olaylara eleştirel gözle bakabilen ve eğriyi doğruyu tartacak, doğru yolda kararla ilerleyebilecek bir yaşa diğer öğrencilerimden erken ulaşmış bir çocuk. 1 senedir yaşamının en önemli kısmını belirleyecek tahsil hayatı için hem sınıfta arkadaşları huzurunda hem de bireysel olarak görüştüğümüzde sürekli olarak okutulmayacağından ve kendinden önceki ablalarına yapılan haksızlıktan bahsederdi. Babasının içinde olduğu yanlış düşüncelerden…

Bu konuyla ilgili hergün okulda tüm arkadaşlarımla dakikalarca istişare ediyorum. Ama koca bir okul, öğrencinin bir sülalesi,… bir veliye laf anlatamadık! Öğrencim son gelişinde gözleri yaşlı “Öğretmenim, bunu Başbakan’a gönderir misiniz” demişti. Sorguzu sualsiz nasıl istersen dedim. Akıbetini bilmediğim ve yaklaşık 15 gün önce Bakanlığa gönderdiğim mektuba iliştirdiğim açıklamaya aşağıda yer veriyorum:


 ………………………..

Hayatımda ilk defa bir başkasının, yavrumun, Emine’nin yardım çığlığını göndermek zorundayım. Umarım tez yetişir. Ekte size iletmiş olduğum mektup, benim geçtiğim öğretim dönemi sonunda mezun ettiğim bir kız öğrencime(Emine B.) aittir. Gölgesi altında nice insanlara umut olan kişiler öyle sanıyorum ki ışığı sönmek üzere olan bu öğrencimin de elinden tutacaktır. Çok başarılı olmasına rağmen ablası okutulmayan bir ailenin son üyesine; Emine’me geldi sıra. Biz öğretmenler kızlar,analar,…okusun diye saç baş didinirken cahilliğin ateşi beni de yakmak üzere…

1 sene boyunca hangi okulu isteyeceği, sınav çalışmalarını ve emeğinin karşılığını elbet bir şekilde alacağını konuşurken(okuyup-okumama sorunu olduğunu bilmemize rağmen), OKS tercihlerine çok az bir puanla yerleşemeyen ancak Sağlık Liselerine sonunda kayıt yolu açılan ve babası tarafından 1 senedir çocukça bahanelerle oyalanan ancak her şeyin farkındaki bu aklen 20, görüntüde ise 15 yaşındaki örnek öğrencim, son olarak dün akşam üzeri (05 Eylül 2008 Cuma) Bilgisayar sınıfımı temizlerken gözyaşları içinde yanıma geldi. Aslında bir haftadır sürekli böyle gelip gidiyor… Ben istediği ve kayıt yaptırabileceği okulların imkanları için didinirken bir yandan da  1 senedir babasıyla süren mücadelesine bu son bir hafta içinde Müdürümüz, Okul Öğretmenlerimiz, öğrencinin yakın akrabaları bir kez daha ortak olalım istedik. O, okusun istedik ancak mümkün olmadı.

Öğrencim 1 senelik mücadelesinin sonunda, dün akşam son kez yanıma geldiğinde fazla bir şey söyleyememişti:

-“Hocam, bu mektubu Başbakan’a gönderir misiniz?” dedi. Kıramazdım. Çünkü onun babasına duyduğu kızgınlığı ben de içimde yaşıyorum. Ben eğitimciyim. Ortak çabamızın ürünü olan öğrencilerin eğitime önem veren örnek aileleri olduğu kadar okumakla ahiret kapılarının kapanacağını düşünenler de var. İçinde olduğum bu koca yaşta, eğitim mücadelesi için verdiğim çabalar yüzünden çehreme eklenen bu erken çizgiler boşuna mı? Böyle bir ebeveynin sağlıksız düşüncesini nasıl anlarım ki!

Ben öğretmenliğinin ilk ve en güzel 2 senesini okullar içinde en çetrefilli olanlardan birinde, 1964’den kalma Yatılı okulların birinde geçirdim(Karakoçan YİBO/Elazığ). Oradaki çocuk okutmayan aileler ve gerçekleştirdiğimiz diyalogların başarılı sonuçlarını görünce il merkezinde yaşayan bu öğrencimin babasını düşündüğümde “Ben Yatılı okuldayken Atomu parçalamayı çoktan başarmışım” diyorum. Ancak bu velimizin önyargısını kırmakta muvaffak olamadık. Acziyet içindeyiz…

Kendi cümlelerimle üzüntümü size aktarmaktan ziyade çocuğuma kulak vermenizi ve elinden tutmanızı istiyorum. Okumaya bu kadar istekli ve içli bir öğrencimin hayat ışığının, gelecekten  beklentilerinin daha çocuk yaşta sönmesi beni son derece korkutuyor. Saygılarımla.

……………………….


Mektup gitti gitmesine ama kimsede ses seda yok…Hafta içinde en az 2-3 kere okula gelir Emine, çözüm yolu düşünür, öğretmenleri sokarız araya; ailesini sokarız, ancak değişen hiçbir şey yok. 21. yüzyılda çocukca bahanelerle aynı kanı taşıyan ebeveynlerin öz çocuklarına ettiği zulmü düşmanlar bile birbirine yapmaz! Çok çok… 4-5 yıl sonra kendi geleceğinin peşinden koşacak yavrularına iyi bir yol çizmeden onu karanlığa itmek…

İşte bu dar kafalılığın, körlüğün, karanlığın ve cahilliğin EN KÖTÜSÜ ve BAŞKALARINA ZARAR VEREBİLECEKLER İÇİNDE EN TEHLİKELİSİ !

Hala biraz umudum var kızım adına. Bakalım mevlâ neyler…

Yazar Hakkında

teferruat.org

/*Bilişim Teknolojileri ve Yazılım Öğretmeni*/
Öğrencilerini trend teknolojilerle tanıştırırken Maker kültürünü aşılamayı hedefliyor. "Bilişimde Gelecek Var" hareketi ile Bilişim Eğitime dikkat çekmeye çalıştı.

Fotoğraf sanatıyla ilgili. Toprağa baktığında bile elli renk tonu görüyor. Müziği, Grafik sanatları, Doğada sabahlamayı sever; bir de sabah gülümseyerek uyandıran kızını ;)

View all posts

Yorumlar

  1. […] Buradaki yazımda belirttiğim üzere Öğrencim Emine’nin kendi yazdığı “Okumama izin verilmiyor” konulu mektubu Bakanlığa göndermem sonrasında 1 haftadan daha kısa bir süre içinde okuluma, şahsıma bir mektup geldi. Devlet Bakanımız Nimet ÇUBUKÇU, SHÇEK, Valilik, İl Milli eğitim Müdürlüğü gibi bir ton silsile ardından ilimizin en üst yetkililerinin bilgilendirildiği bir durum halini aldı Emine’nin çilesi. […]