“İlgi (c) dilekçe sahibi öğrenci velisi ve Bakanlığımızca Düzce Akçakoca Öğretmenevi’nde gerçekleştirilen “Öğretmen Atama ve Yer Değiştirme Sisteminin Değerlendirmesi ve Geliştirilmesi Semineri”ne katılan taşra teşkilatı yöneticileri; eğitim kurumlarındaki Bilgisayar Formatörlerinden bir çoğunun farklı alanlardaki öğretmenlerden görevlendirildiği, bu öğretmenlere ait derslerin işlenmediği ve asıl görevlerinin aksatıldığı yönünde görüş bildirmişlerdir”

Hüseyin ÇELİK

Formatörlük(İşin ehli yerine yedeği tarafından yürütülen iş teranesi) konusuna, en üstte duran yazılarımdaki sebepler de dahil olmak üzere birçok nedenden dolayı karşıyım. Okulda Bilişimle ilgili bir mesleğin olumsuz tüm şartlarını yaşamaya rağmen Yıpranma payı, Tazminat gibi doğal artılardan faydalanmayan ve üstüne üstlük bu kadar iş yüküne rağmen etraftaki cahil cühela tarafından tabiri caizse Android çağının Amelesi muamelesine layık görülen biz Öğretmenler yani Bilişim Teknolojileri öğretmenleri, artık branşı bilgisayar olmayan insanların patavatsızlığı yüzünden başka soru ve sorunlarla da dolaylı yoldan karşı karşıya gelmek zorunda kalıyoruz.

Formatörlüğün getirdiği iş yükünün %90’ını bir Öğretmen olarak halihazırda yapıyor olmanıza rağmen Formatörlük şeklinde hariçten bir kavram ortaya atıldı. ManavCI gibi birşey yani! Oysa bu iş, birçok vaktini okulda Bilişim Teknolojileriyle ve bu teknolojinin getirdiği doğal sorunlarla geçiren öğretmeni biraz daha memnun ederek mantık çerçevesi içinde çözülebilirdi! Koskoca bir Bakanlık bu olayı çözemiyor. Okullar Formatörlük görevini yürüten deneyimsiz ve konu alan bilgisi olmayan öğretmenlerin elinde deneme tahtasına ya da memnuniyetsizlik naralarıyla çorbaya dönüşmezdi, öğretmenim memnun edilseydi şayet…

Üstte geçen yazı bir eğitim/konferans sırasında alt ve üst makamlar arasında geçen bir resmi yazışma ve diyalog sonrasında okullara gönderilen yazıdan alınmıştır. Aslında böyle birşey olmasını bekliyordum. Neden ?

Alanı olmayan insanların bu işi yürütmeye çalışmaları alışkın olmadıkları yük ve sorumluklar yüzünden geliri ne kadar fazla olursa olsun çalışanı yıpratacaktır. Tabi çalışmak dersek… Hasılı, Bİlişimcinin halinden bilişimci anlar diyebiiriz bu duruma. Mantığın olmadığı bir yer varsa kesinlikle buna 2.olarak Bilişim Öğretmeni olmayı da eklemek lazım. İşte, görevini yerine getiremeyen, görevin stresinden kaçıp aklınca rahatlığı seçmeye çalışan/öyle zanneden, keyif çatmak isterken bu örnekteki gibi sobelenen ya da gerçekten yapamadığı bir için rezil olan meslek gruları sayesinde böyle bir yazı peydâ oldu. İyi de oldu.

Umarım bundan sonra bu göreve atanacak kişilerin seçiminde Bakanlık yetkilileri göstermedikleri özeni biraz düşünürler. Yoksa daha çok toplantılarda bu diyaloglar gündeme gelecektir…