Peki ya Sen! Unuttun mu beni Öğretmenim ?

Lütfen ses sisteminizi açınız, müzik kendiliğinden başlayacaktır…

  24 Kasım Öğretmenler günü dolayısıyla Memurlar.Net için hazırladığım yazıya sağolsun birçok eğitimci kardeşimizi icabet ettiler. Aşağıda yer verdiğim yazının yorumlarını en alttaki adresten takip edebilirsiniz.  Bir kez daha aynı mesleği paylaştığım Eğitim ordusunun daha iyi bir Türkiye yetiştirmek adına hakettiği saygın günlerine çabucak ulaşabilmesini umuyorum. Saygılarımla

1988
…unuttun mu beni Öğretmenim ?

“Son karneyi alacağımız o gün öğretmenim bir yandan karneleri imzalıyor bir yandan da yüzlerimize bakıyordu. Tabi koskoca 5 yıl geçmiş. Ekmeği, Sütü ve hatta kendi isimlerimizi dahi doğru dürüst telaffuz bile edemiyorken 5 yılın sonunda o mezuniyet günü öğretmenimizle karşı karşıya geldiğimizde ya yardığımız kafalar ya da kavgalarımız geliyordu aklımıza. Benim aklıma ise sadece ısırılan bir öğretmen eli :)
1. Sınıfın daha ilk günü “Ben küçüğüm! Daha büyümedim” naralarını atarsın ancak tuttuğu gibi götürürler adamı, dinlerler mi ? Vallahi babam da hiç iplememişti beni,kocaman adam oldum ama hala kızarım bu yüzden. Tuttuğu gibi beni doğru en ön sıraya. Bir de bizim “Baskın Hafize” vardı. Okulun liyakati en yüksek ve en disiplinli öğretmeni. Ben şu anki disiplin anlayışımı sakın ondan almış olmayayım :/ Her neyse… Bir yandan Hafize öğretmen babamı teselli etmeye çalışırken ”Böyle kaçmaya çalışan öğrencilerimiz sonradan Zehir gibi oluyor” diyor bir yandan da beni 5 sene şekillendirecek olan öğretmenim “Çetin BIÇAKÇI” beni kucağına alıp sakinleştirmeye çalışıyor. Yer miyiz biz…!
O ruh haliyle bir ısırık atıyorum ki öğretmenime sormayın. 5 sene sonunda bu ısırık acısı kalmış olacak ki öğretmenim son karneleri imzalarken oğlum seninle nasıl ayrılacağız diyor. Ben aslında biliyorum ama o benden daha çetin. Ben de seninkini ısıracağım ödeşeceğiz diyor öğretmenim :)
Onun içimdeki yeri çok müstesna olduğundan en kötü günleri bile gereğiyle yaşanmış günler olarak hatırlıyorum. Düşünüyorum da evim, anam-babam bir yana, öğretmenim beni o eskinin öğretmenliğiyle şekillendirmeseydi bugün burada yine bu yerde olur muydum; bilemiyorum? Dahası tüm öğretmenlerimiz bugün böyle olsa ya da tepemizdekiler eskiyi biraz yâd edip farkı anlasalar, memleketimin gençleri böyle mi olur! Disiplinsizlikten çivisi çıkmış öğrenci milleti okulu temizlik vaktinde bile terketmeyip içki partisi yapar olmuş. Buna ne denilir…”

Bu yazdığım satırlar sitenin başında ne yazsam, ne yazsam diye düşünürken gelMEdi aklıma! Geçen hafta yastığa başımı koyar koymaz Çetin BIÇAKÇI ismi ve evinin önü, bizim Sivas kalesine çıktığımız o dik yokuş ve hocam penceredeyken ona el sallayışım geldi aklıma. Yatmadım, yatamadım bir türlü ve hemenfırladım yataktan. Önce bilgisayarımı açıp isme göre okulumun sitesini internette bulamayışımla üzüldüm sonra da bir ihtimal Facebook’ta okul için oluşturulmuş bir grup varmı diye düşünürken hüsrana uğradım(Reşat Şemsettin Sirer İ.Ö.O). Oysa benim öğrencilerim sürekli buluyorlar beni aynı yolla.
Hayatımda ilk defa aradığına ulaşma konusunda bir acziyete düştüğümü biliyorum. Çok zoruma gitti ve ben boğazımda bir düğümle yatağa öylece uzanmak zorunda kaldım :( Bu yaz Sivas’a ilk gidişimde öğretmenimi bulmak, karşısında parmağını ısıran o öğrenciyi hatırlayıp hatırlamadığını sormak istiyorum nasip olursa…

 

 

 
 

 

2003
sana layık olabilmek…

“Göreve yeni atanmışım. Ülkenin en idealisti benim! Kimsenin bilgisi benimki gibi taze, kimsenin empatisi benimki kadar içten değil o zamanlar. Koca memlekete atanan tek öğretmen benim sanki !

O şevkle ve yeni mezun olmanın verdiği sevinçle öyle bir sarılıyorsunuz ki işe, tattığınız nice büyük ızdıraplar için yıllar sonra “Hayatımın en güzel yıllarıydı aslında, neyimi feda etsem geri gelir ki o yıllar!” diyebiliyorsunuz benim gibi.

Hani şu meşhur hikayemiz var ya:

“Güzel bir bayan çıkma teklifini kabul etmeye karşılık partnerinden ülkenin en güzel gülünü istemiş. Getirmiş getirmesine ama en sevdiği arkadaşının canı pahasına.” İşte benim çocuklarım bu gülleri, ayağımın dibine karşılıksız serdiler tüyü bitmemiş öğretmenlik yıllarımda. Öyle bir sevgi dağıtmışım ki çocuklarıma, önüme adım atamayacağım aralıkla onlarca Gelincik demetini serebilecek ve “Hocam birazcık sevgi!” diyecebilecek kadar kanaatkâr ancak verdikleri karşılığa mana yüklemekte zorlandığım ve mayası sağlam bir Sevgi aynı zamanda ! Benden bu çiçeklere karşılık olarak istedikleri şey doğuştan kendilerinden alınan şeylerdi. Zikrettiğim gibi; “Sevgi “diyoruz adına…

İşte bu ilk öğretmenlik yılları bu kavrama ihtiyacı olanların daha fazla solmaması için geçti. Çocuklarım; “Öğrencilerim” için !”


Şimdi siz sevgili ziyaretçilerimize bu yazıyı hazırlarken düşünüyorum da ben hala o ayaklarım altına serilen gelinciklere ve uzattığımda ayaklarımın yere bir türlü değmediği o ilkokul sıralarında parmağına kocaman bir ısırık attığım ilk öğretmenime; Çetin BIÇAKÇI’ya layık olabilmek için çalışıyorum aslında.
 
Bir öğrencimi sevgisiz bırakıp tahtaya sınıfımı terkettikten sonra “O sakındığınız şeye ihtiyacım var öğretmenim!” yazılmasından, duydukları utangaçlıkla yüzüme veremedikleri pembe gülücükleri 24 Kasım’da kırmızı bir demetle vermelerinden korkuyorum. Ya kırmızı bir gülle girdiğim kalplerinden çıkıverirsem birgün !Nedendir bilinmez ; görmekte zorlandığım o pembe gülücükleri, peşimi bırakmayacak iyilikler yaptığımda görebileceğime inanıyorum. Ve sanırım yaşamları süresince çeşitli nedenlerle imkansızlıklara ve yokluklara maruz kalmış yavrularımızı eğitim-öğretim adına yaptığımız iyiliklerle,verdiğimiz sevgiyle bir nebze de olsa sevindirebileceğimizi, bu yolla onlara bir abi, bir baba ya da ihtiyaç duydukları başka bir ebeveyn gibi yaklaşabileceğimize ve kalplerine girebileceğimize inanıyorum. 
 

 

 

 



Bu zevki benimle paylaşmayı seçen Atanmış ve Atanmayı bekleyen tüm Eğitime gönül vermişlerin Öğretmenler gününü kutluyor, Güzelliklerin hepsi sizden yana olsun diyorum. Sevgilerimle… 
   

Çabam ve Mutluluk bahanem yavrularımız için. 

Yazar Hakkında

teferruat.org

/*Bilişim Teknolojileri ve Yazılım Öğretmeni*/
Öğrencilerini trend teknolojilerle tanıştırırken Maker kültürünü aşılamayı hedefliyor. "Bilişimde Gelecek Var" hareketi ile Bilişim Eğitime dikkat çekmeye çalıştı.

Fotoğraf sanatıyla ilgili. Toprağa baktığında bile elli renk tonu görüyor. Müziği, Grafik sanatları, Doğada sabahlamayı sever; bir de sabah gülümseyerek uyandıran kızını ;)

View all posts