Çocuğun adı Nesrin… Filistinli… El Halil’deki Fawar Mülteci Kampı’nda İsrail Ordusu’nun yaptığı bir operasyon sırasında evinin damındaymış. İsrail askerlerinin açtığı ateş sırasında plastik mermilerden biri yüzüne isabet etmiş. O sırada İsrail Ordusu sıhhiyesi çocuğa ilk müdaheleyi yapıyor. Mermi bir kere gidip vurmuş. Ama ‘o’ an, Nesrin’in hala yaralanmaya devam ettiğini göstermiş. (Associated Press / Nasser Shiyoukhi)

Üst taraftaki fotoğrafı Google’ın Görsel hizmetinin 2. 3. sayfalarda bulabildim. Fotoğrafı İlk kez İsrail’i kınama yazısı için kullanan Yakuphan kardeşimde farkettim. Çocuğun bakışı hem beni üzdü hem de ne olacak bu sevimli yavruya diye düşündüm ister istemez. Kimbilir, belki de yaşamıyordur şimdi. Gence, Yaşlıya, Basına ve Gencecik bedenlerin başına kurşun sıkan, marifetlerini dünya körmüş gibi sürdüren ve sonrasında yaptıklarını unutup başka milletleri soykırımla suçlayan bu ASIL ve ADİ SOYKIRIMCILAR tarihin derin sularına gömülecek birgün. Eminim ki basit örneklerini bildiğimiz ahir zaman alametlerinin cümlesi bu milletlerin yokoluşunu hazırlayacak.

 

Üstte beni etkileyen resimle birlikte bir anı canlandı: “Şerbet Gula”. Yıllar önce onu gördüğümde ürkmüş, üstü başıyla savaştan çıktığı gayet açık bir halde kendi fotoğrafına bakan yüzlerce kişiyi de etkilemişti. Artık savaşın yarattığı derin izleri görebilmek için çoluk çocuk sahibi olmaya gerek yok bu dünyada! Yediden yetmişe herkes savaşın çirkin yüzüyle ya karşılaşıyor ya da savaşın tahribatını dolaylı yollarla yaşıyor…

Yıllar önce National Geographic fotoğrafçılarından birisinin(Steve McCurry) çektiği fotoğraf sonrasında Şerbet isimli Afganistanlı kızı aramaya çıkan birçok kişi muvaffak olamamış 10-15 yıl sonra yine bir gazeteci, çekimi yapan aynı gazeteci bu sefer Şerbet’i mülteci kampında, kocası ve çocuğuyla birlikte görüntülemişti. Röportaj da yapmak istemişti ancak fazla konuşmasına izin yoktu, yüzün açmasına ise zor izin verildi. Oysa onun çocuk yaştaki şirinliğine ve Afgan savaşındaki yenik haline bakarak arkasından onlar, yüzler harekete geçmişti. Şerbet’in o resmini ben de çok etkileyici bulmuş ve odama asmak için koca bir şehri dolaşarak binbir zorlukla bulmuştum. Yıl 2003. İlk görev yerimde öğretmenliği sürdürürken Sınıf Öğremenliğini yürütüğüm 6C, kendi sınıflarındaki Efgan isimli öğrenciye bu kızı yakıştırarak “Öğretmenim bu kıza artık Efgan’ın kızı diyoruz” diyerek eğlenmeye başlamışlardı. Şerbet’in çektiği sıkıntıları onlara anlatmama rağmen…

Şerbet’in Hikayesi

1972 doğumlu Peştun kökenli bir Afgan olan Şerbet Gula; Sovyetler Birliği ve Afganistan arasındaki savaş sırasında öksüz kaldı. 1984 yılında Pakistan’da bulunduğu mülteci kampında Steve McCurry tarafından fotoğrafı çekildi. Gula, kamptaki okulda öğrenciydi. Afgan kadınların fotoğraflarını çekmek konusunda zorluklar yaşayan Steve McCurry, eline geçen fırsatı iyi değerlendirdi.

Afganistan batı medyası için uzun bir süre ulaşılmaz olduğundan, onbeş yıldan uzun bir süre Gula’nın kimliği bilinmezliğini korudu. Bu süreç Taliban rejiminin 2001’de yıkılmasına kadar sürdü. Bu zaman zarfında Steve McCurry Gula’ya ulaşmak için girişimlerde bulunduysa da başarılı olamadı.

2002 yılının Ocak ayında, bir National Geographic ekibi Gula’ya ulaşabilmek için Afganistan’a gitti. Steve McCurry Gula’nın geçmişte kaldığı Pakistan’da bulunan mülteci kampını ziyaretinde, Gula’nın erkek kardeşini tanıyan birine rastladı. Böylece ekip, 1992’de mülteci kampından ayrılıp ülkesine dönen Gula’ya,Afganistan’ın ücra bir bölgesinde ulaşmayı başardı. Fotoğrafın göz irisinin biyometri teknolojisi ile incelenmesi sonucu Şarbat Gula’nın bulunan kişi olduğu kesinleşti. Daha önce ya da sonra hiç fotoğrafı çekilmeyen Gula, 1984’te mülteci kampında fotoğrafının çekilişini tüm canlılığıyla anımsıyordu. Seksenli yılların sonunda evlenen Gula üç çocuk annesi. Gula’nın hikayesi National Geographic’nin 2002 Nisan sayısında yayımlandı, kendisini konu alan bir belgesel de 2002 martında yayınlandı.

Şimdi Şerbet’ten sonra ilk resimdeki Nesrin’e de ne olduğunu merak diyorum. Belki arkalarında duran kameramanı farkeden birkaç oyuncu timsah gözyaşlarını dökerek yakıp yıktığı hastaneleri unuttu ve imâna geldi belki de bu resimdekiler İsrail askerleri değil.

Farkında mısınız?

Kin ve Nefret, insana nasıl da mümkün olmayan ihtimalleri yazdırıyor !