Baba vurma, bilmiyordum!

– “Anne ben çarşıya, eczaneye gidiyorum arkadaşımla. İlaç almamız lazım annesine”

“Bu sözleri söyleyip akşam üzeri çarşı merkezine zaten çok yakın olan evimizden Atatürk caddesine doğru koyulmuştuk; Zafer ve ben. Yolda iş dönüşü servis aracı içinde simasını  hayal meyal görebildiğim babam cebbal bir şekilde aracı durdurup kollarımdan çekivermişti minibüsün içine. Niyedir bilmiyorum çevresindekiler babama  sürekli “Abi, üzerine gitme, bilmiyordur, durumdan haberi yoktur çocuğun” diye telkinlerde bulunuyorlardı. Yaş 13 o sıralar. Zamane gençliğinden farklı olarak dershane kaygısı nedir bilinmeden sokaklarda topaç, misket peşinde koşuşturduğumuz, anamızın bizi kısır günlerine götürdüğü tüylerimizin bile bitmediği 90’lı yıllar! Şimdiki çocukların bilinç düzeyiyle karşılaştırmak gerekse 6-7 yaşlarındayım ! Neden haberim olacaktı, ne olmuştu ki koskoca bir şehire ?”

Yıl 2009. Az önce salonda kızkardeşimle otururken birden gözgöze gelip sivas olayları da neden televizyonda dedik birbirimize. İnsan bazen unutkanlıktan unutur, bazen zamanın hızlı-çabuk akışından ve bazen de unutmak istedikleri yüzünden; tarihe yön veren olayları: Doğduğum yerin tarihini, kara lekesini, atılan koskocaman çamuru!

“Bugün, ne olmuştu ki?” diye tekrar sorunca kardeşime; saatime doğru tekrar bir hamle yapmadan Cehennem kelimesi geldi aklıma: “Sivas Cehennemi”

-“Baba vurma, bilmiyordum” desem de babamdan sebepsiz yediğim bir dayak günüydü 2 Temmuz akşamı; ve şehrim için, Sivas için, Sivas insanı için çok daha fazlası ! Babam durumdan haberdar olmama rağmen o cehennemin içine bilerek gittiğimi zannetmiş ve bir güzel tozumu almıştı :) Kızmıyorum ona, defalarca izlediğim 1 saatlik belgeseli yine bir çay molası arasında seyrettim Can Dündar’dan. Hatırlamak, unutmamak ve unutturmamak adına. Biz de bir nesil yetiştiriyoruz çünkü. Gelecek hazırlıyoruz.

Herşeyden habersiz yola koyulmuşken açık bir eczane aramaya; kulakları sağır eden bir kalabalığı cadde aralarından görebiliyorduk. Tek bilmediğimiz ise neye kızdıkları…Binlerce insanı sokağa döken bu olayın geri planında ne vardı? Belki biraz daha büyük olmak lazımdı, belki tesadüfen Buruciye Medresesinde bir ünlü ile yapılan röportajın aslını bilmek ya da Cuma namazı sonrasında çarpılmış gibi sokaklara dökülen hemşehrilerimle namaza durmak ve namaz sırasında geriden geriden gelen gürültülere kulak vermek…O günün başlangıcından akşamına kadar gelişen olayları Can DÜNDAR’ın belgesiyle kısmen ve uzaktan görenlerin, duyanların ağzından belki yalan belki doğru bir şekilde öğrenebiliyoruz şimdi.

Olayların berisinde ne kadar gözüdönmüş bir kalabalık olursa olsun şunların görev ve mahiyetini hatırlamak lazım:

Yerel Yönetim: Valilik ve Belediye Başkanlığı
Emniyet Güçleri: Polis ve Jandarma Kuvvetleri
Şenlik Organizasyonu: Kültür Bakanlığı ve Yerel Yetkililer

İnsanlar şunları söylediler: “Valilik yetkisini yeteri kadar kullanamadı”, “Kritik bir dönemde bu şenlik Sivas’da olmamalıydı; Kültür Bakanlığı yanlış yaptı”, “Emniyet Mensupları Valinin isteklerine cevap vermedi!”, “Yetkililerin kalabalığı dağıtmak adına yaptığı konuşmada talihsiz bi kelime ateşi söndürmek yerine olayların fitilini ateşledi”, “Dağılan toplulukları kim olduğu belirsiz kişiler tekrardan galeyana getirdi. Yine bu kişiler televizyonlara yapılan talihsiz açıklamalardan sonra şehirde KAMUOYUNA DUYURU şeklinde kışkırtıcı propagandalar asmışlardı”,… vs vs.

Yazdıklarım ve daha fazlası, şu an ülkemizde ülkemiz insanı olmayanların emellerini özetler niteliktedir. Dışarıdan müdahil olan ellerin bir şehre sürdüğü kara lekeyi kimse çıkartamaz artık. Çoktan tarih kitaplarına ve Önemli günler listesine girdi bile.

Şimdi değişen çehresiyle yeni bir Las Vegas desem Sivas için hanginiz inanırsınız ?

 

Can DÜNDAR – O Gün: Sivas Cehennemi