Sağdan soldan yazı alıp kendi etiketimizi vurmaya devam edersek tanışmak zorunda kalacağımız yegane kanunlardan birisidir 5846 FVSEK. Bloglar şüphesiz site tasarımı konusunda bilgisi yetersiz olan ya da tasarımına ayıracak vakti olmayan bilgili insanları bize kazandırdığı için en az Google, WordPress, Hotmail kadar önemli bir kavram diyebilirim. Ancak tanışmak zorunda olduğumuz Tasdix, Sahiplen,…türevleri eserin & içeriğin sahipliğinin ispatı esasına dayanan koruma yöntemleri için geç kalırsak (ç)almak yönüyle değil ama fikirleri yayınlanan birileri olarak mağdur yönüyle tanışacağımız kesindir. Ayrıca ülkemizde alntı/çalıntı hadisesinin sık yaşanması ve bloglara ikincil siteler gözüyle bakılması “Acaba bu minik dünyamız da büyük portallar kadar kanunlar tarafından korunuyor mu ?” gibi soruları beraberinde getiriyor. Bir icâdı ortaya koymaktan tek farkı Patent almamak olan bu düşünsel ürünler, sıklıkla klavyedeki 3-5 karakterin azizliğine uğruyor; “Çalmak ,aslı yüceltir…” sözünü herkes diline pelesenk etse de!

Blogların da işlevi itibariyle bir web portalına benzemediği için ikinci dereceden site sayıldığı ülkemizde (ç)alıntıya çok kolay bir zemin hazırlaması işin hukuki boyutunu düşündürmeli alan kişi için. Farklı bir açıdan bakılmalı mı diyerek ulaştığım bir avukat ağabeyimiz blogların hukuki açıdan diğer tüm sistemlerle aynı yönlerini bir kez daha ortaya koymuş ve bazı çözüm önerileri sunmuş. Kendimce önemli bulduğum noktaları ve kişisel düşüncelerimi,deneyimlerimi burada sunmak istiyorum:

– Korunma/Önlem:  Birkaç gün önce bir hadise nedeniyle blogumdaki görselleri korumaya yönelik olarak kullanmaya başladığım (*)Görsel Koru çözümünün, yazılar için de uygulanabilenleri var. Sağ tuş yasağı, Ekran görüntüsünün alınamaması, Seçimin iptal edilmesi gibi istekler basit WordPress eklentileri ile karşılanabiliyor. İçerik yönetim sistemleri dışında kendi oluşturduğunuz sitenin CSS,XML,…vs kodlarını şifrelemeye ya da kriptolanmış bölüm eklemeye yarayan çok güzel bir çözüm ise HTML Crypt isimli programdır. Şu ana kadar saydığım işlemlerin tümünü yapmakla birlikte bir sayfanın internet dışında bilgisayara indirilmiş olsa bile izlenebilmesine imkan vermez; kod yerine boş bir sayfa görürsünüz. Konumuz bloglar   olduğuna göre aynı işlevi yerine getiren wordpress eklentilerini mutlaka kullanmalıyız.
(*)Görsel Koru: Sitedeki görsellerin başka adreslerde kullanılmaması için hotlink koruması ya da sağ tuş işlemleri için kullanılan her türden yasak methodu.

– İçeriğimizi Korumak için Yazılım Altyapısı: Alabileceğiniz kişisel tedbirler yanında elbette kullandığınız yazılım altyapısının da bu önlemleri destekliyor olması gerekiyor. HTML,PHP tabanlı blog sitelerin daha doğrusu blog sağlayıcıların neredeyse tamamında içerik, kopyalanabilir nitelikte; tabi eklenti kurmazsanız. Bir görselin, ekran görüntüsü alındıktan sonra kesilerek yayınlanması ihtimali yazılar için geçerli değildir. Zira içerik hırsızı kişinin OCR yazılımları ile grafiğe dönüşmüş yazıyı okutup hatadan arınmış olarak yayınlaması gerekir- bu da ancak ruh sağlığını yitirmiş bir yazarın yapabileceği türden davranışlardır. Ancak hırs varsa kimseyi durduramazsınız!

Bu konuda şanslı olduğumu düşünüyorum :)

Yazı alanlarınızı korumak için Adobe Flash’ın metin kutularındaki seçilebilir alanları iptal etmesi büyük bir artı. deSenblog – Flash Blog sisteminde okurların ihtiyaç duyabileceği yazar E-postası dışında hiçbir alanı kopyalamak mümkün değildir. Yazıya ulaşmak veya alıntı yapmak isteyen kişilerin yazdırılabilir bir sürüme ya da yazının orjinaline ancak ve ancak yazardan izin alarak ulaşması gereklidir – ki bu da bence yazar ile okur arasındaki bağı güçlendiren ve yazana yazma hevesini veren kamçılayıcı bir  unsurdur.

– Kullanım Hakkı: Okurlarınıza sitedeki içeriğin kullanımına yönelik açıklayıcı bir bilgi vermeniz önemli. Örnek olarak gerçekten Yakup Gövler’in bu konudaki yazısını beğeniyorum. İçeriğin ne şekilde başka sitelerde yayınlanabileceği ya da her ne şekilde olursa olsun yayın yasağı olması tarafınızdan belirtilmeli. Bu konuda bir blog iletisi değil de KULLANIM HAKKI şeklinde bir sayfa oluşturmanın faydalı olacağı düşüncesindeyim. İçeriğinizin (ç)alıntılanması sürecini takiben gelişebilecek bir uyuşmazlıkda sözlü olarak “Ben içeriğimin yayınlanmasından memnun olmam” demek yerine resmi bir dille “İçeriğimin yayınlanması konusundaki düşüncelerim sitemin/blogumun … sayfasında yer almaktadır. Bunagöre Yayın ve Telif hakkım gaspedilmiştir” şeklindeki savunmayı yasal mercilere yapabilirsiniz -ki istenilen de budur.

– Telif İhlali: Normalde Eser hakkının ihlali ile ilgili yapılacak müraacatlar bloglar için de geçerli; durumun tespitinden sonra site sahibinin süregelen 6 ay içinde bulunduğu yerleşkede Fikir ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesine, bu mahkemenin bürosu yoksa yine aynı yerdeki Cumhuriyet Savcılığına başvurulması gerekiyor.

– Suçun Şekli: Geldik derslerim sırasında anlatmaktan en fazla keyif aldığım kısma. Ne zaman suç işlemiş oluyorsunuz ?
* Başkasına ait bir eseri yaratıcısıymış gibi sahiplendiğinizde
* Kaynak göstermeden alıntı yaptığınızda
* Hazırlanmakta olan bir eserin içeriği hakkında kamuya açıklamada bulunduğunuzda
* Eserlerle ilgili yanıltıcı,aldatıcı nitelikte kaynak gösterdiğinizde ya da
* Bir eseri başka bir yapımcının adını kullanarak çoğalttığınızda

-Aidiyet’i Belirtelim: İçeriğin bize ait olduğunu, konu bloglarımız olduğuna göre “İçeriğin tamamı”, “Yazı ve görsel içerik”, “Tasarım ve Kodlama Teferruat ©. İzinsiz alıntı yapılamaz yayınlanamaz” şeklinde bütün ya da parça için Copyright imgesiyle birlikte belirtmek gerekir. Bu konuda bazı siteler açıklamalarıyla nelerin izinle ya da izinsiz kullanılabileceği konusunda çok yardımcı olduğu gibi bazı sitelerde hiçbir bilgi yer almayabilir ya da tamamen makara aracı olarak kullanılabilir:

Alkışlarlayaşıyorum’un Telif Satırı:
“…18 yaşından büyük olmanıza rağmen rahatsız olabileceğinizi düşünüyorsanız buralara bir daha uğramamanızı tavsiye ederiz. Mahkeme, avukat, hakim gibi kelimeler bizi internette on tırsak gücüne ulaştırmaktadır. Eğer sitemizde bulunan bir içerikten rahatsızlık duyduysanız ya da telif hakları size aitse, yönetime bildirmeniz halinde gereği yapılacaktır.”

Ekşi’nin Telif Satırı:
“…Devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.”

ve farklı olarak İstanbulmodern’in telif satırına bakalım:
“Bu sitenin içeriği TASDİX’lenmiştir. İzinsiz kullanmayınız.”

kullanıcıları sıkça mağdur olan Fotokritik’e bakalım son olarak:
“Fotoğrafların tüm hakları ve sorumluluğu fotoğraf sahiplerine aittir. Fotoğrafların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.”

Gördüğünüz gibi gayrıciddi Telif satırlarıyla birlikte “Bize bulaşmayın! Kapı gibi tasdixlemişiz” diyenler de var. Siteye eklenen her içeriğin taze bir eser olduğu Fotokritik ise bu konuda basit bir telif satırı dışında farklı önlemleri de almayı başarmış sitelerden. Telif sorunu yaşanan bir dönemi yeni tasarımlarıyla ve resimlerin kaydedilmesini engelleyen çözümleriyle aştılar. Sayfalar içinde özgürce ve fotoğraf sömüren bir web kullanıcısı olarak gezmenizi engellemek için çeşitli zorluklar var. Bunu sitede arama yaparak ve farklı bölümlere tıklayarak öğrenebilirsiniz…

Ülkemizde yukarıda saydığım bu maddelere uymayarak işlenen suçlar arasında “Kaynak göstermeme” ve “Eseri sahiplenme” ön sıralarda sanırım ve tümü Hapis ya da Para cezasıyla cezalandırılmakta. Üstelik bu suçlar karşısında davalık olacağınız eser sahibiyle aranızdaki husumeti 5-10bin TL ile değil 150bin TL’ye varan meblağlar ile çözebiliyorsunuz. Günlük hayatta basılı materyaller konusundaki uğraşlarıma öğrencilerimi dahil etmeyi severim. Bir dergide kullanmak istediğim portre fotoğrafın sahibinden izin almaya ulaşmaya yönelik çalışmamda yaklaşık 1 sınıf dolusu öğrencim gönüllü olarak görev almışlardı. Elbette neden bunu yaptığımı anlattığımda aynı öğrencilerin internette bu konuda bir suç işleyebilecekleri ihtimalini kafamda silmiş oldum; zira eser hırsızlığının sebep olabileceği olumsuzluklar ve itibar kaybından sıkça bahsederim.

SONUÇ !
İnternette bir konuyla ilgili araştırma yaptığınızda yüzlerce birbirinin aynısı yazıya ulaşıyorsunuz. Yazarın elinden çıkan bir yazı, tüm kurallara uyularak alıntılansa bile alan kişilerin idrak yeteneği sonucunda yüz kişinin farklı sonuç çıkarması gibi olumsuzluklar olabiliyor. Bunu verdiğim ödevleri hazırlarken neredeyse birbirinin kopyası ancak farklı anlamlar yüklemiş sitelerle cebelleşen öğrencilerimden biliyorum. Ve ne yazık ki ortada bu kadar benzer içeriğin gezinmesi gerek dili, gerek kullanılan görselleri gerekse sayfa tasarımı ile hele bir de yazarı belirtilmemişse orjinal yazının kimden çıktığı konusunda fikir vermiyor ve siz google’da bulduğunuz sonuçlarda 1. bağlantıya gitmek yerine orjinali arkalara düşmüştür diyerek vakit kaybediyorsunuz. Bilgiye ulaşma yollarının kolaylaştığı bir çağda minik kuralları ihlal etmenin, doğru bilgiye kısa zamanda ulaşmaya değil bilgi çöplüğü içinde kaybedilen saatlere neden olacağı aşikardır. Ama ne güzel bir duygudur değil mi bu yazıyı yazan kişi için onlarca sitede “Katkılarından dolayı Şamil ağabeyimize teşekkür ediyorum” yazdığını görmek :)

Eğer Telif ya da (Ç)alıntı konusunda başınızdan geçmiş bir olay, anı varsa dinlemek isteriz tabi…