PS1:Bu yazı sürekli olarak güncelleniyor !(10 Eylül, 13:26)
PS2:Yazıyı okumaya geçmeden önce bu ve benzeri yazıların desteklenebilmesi,konunun yetkili mercilere hızla ve dolu bir içerikle ulaşabilmesi için lütfen yorum olarak aynı görüşteki yazılara(BT kategorisi) ait GRUP ADRESİ, SAYFA ADRESİ ve HER TÜRDEN DESTEKLEYİCİ LİNK’leri çekinmeden ekleyiniz. Zira, BT,Bilişim ve Formatörlük konusundaki yazılar Google’da ilk sayfadadır. Bu başlık, sonradan yapılacak eklentilerle Yazı Serisi olarak güncellenecektir! Dilerseniz üye olarak (varsa)makalelerinizi ekleyebilirsiniz.
Sorunlarımızın en kısa zamanda çözüme kavuşturulabilmesi temennisi ile.
  


Şu günlerde değişen ilk ve ortaöğretimlerdeki Haftalık Ders Çizelgeleri gayet güzel bir mantıkla hazırlanmış. Yani esas olan öğrencinin okulda istediği eğitimi almasında biraz özgürlük ve seçim yapmasına yönelik olanakları sağlamaksa ders saatlerinin azaltılması ve seçmeli ders çeşitliliğinin & programdaki ders saati sayısının arttırılması çok güzel oldu.  

  

Lakin anlamadığım(ız) bir şekilde BT Öğretmenlerine düşmanmışcasına aleyhimizde geliştirilen stratejiler sonrasında Google’da “sex” kelimesini arayan ülkeler arasında tavan yapmak yerine BT Uygulamaları ve Politikalarıyla, Eğitim alanına getirdiği yenilikçi anlayışla dünyaca nam salmış bir Bilişim Toplumu geliştirebilecek miyiz merak ediyorum :) Çünkü alınan önlemler ve yürürlüğe konulan gelişmeler Bilişim Teknolojisi dersleri ve dersin öğretmeni konusunda olumsuz sonuçlar doğuracak nitelikte. Herşeyin sınıf ortamında öğretilemeyeceği kanısında olmakla birlikte bazı davranışların sınıf ortamı dışında ANCAK geri dönüşü olmayacak pişmanlıklarla öğrenilebileceğini düşünüyorum. Bilişim Suçu’nun ne demek olduğunu ve olası sonuçlarını bir öğrencinin Flash haberlerden öğrenmesi nasıl ki yersiz bir beklentiden çok ütopik ise ilahi bir düşünceyle ve internette birden bu konuyu araştırma sevdasıyla Google’da fink atarak kendi iradesiyle Görselleri kullanarak öğrenebilmesi ihtimali de o kadar ütopik. Aslında bu konuyla başlamışken bu konuyla da devam edebiliriz: Bilişim suçları ile ilgili Teorik ve Uygulamalı süreçleri Bilgi aktar, Drama yap, Değerlendir süreci ile acaba kaç saatte verebiliriz ? Bir Öğretim teknologu bile bu sorulara cevap ararken, “Ders esnasında konuyu yetiştirebilecek miyim?” kaygısını sürekli taşıyorsa Bakanlık birimlerinde bu dersi tek saate düşüren ve özel yetenek gerektirdiği için notla değerlendirilmemesi gerektiğini düşünenlerin kimler olduğunu sorgulamak lazım -ki bu gelişmeleri neye göre planladıklarını anlayabilelim.  

Yeri gelmişken Müzik, Beden Eğitimi,…gibi bölümlere Özel Yetenek sınavıyla öğrenci alınırken Disiplin ve Çalışma ile elde edilebilen Bilişim ile ilgili bölümleri düşününce İlköğretimde az önce saydığım derslerin notla değerlendirilmesi haliyle tezat oluyor. Bedensel yeterlilik, Müzik kulağı gibi kavramlar özel bir yetenek gerektirmiyor olacak ki notla değerlendirilmesinde sakınca görülmüyor ancak klozette otururken dahi erişilebilen Bilişim Teknolojisi yeterliliğinin değerlendirilmesinde Özel bir yetenek aranıyor. Ben bunu anlayamıyorum ve bu doğrultuda kanun ve yönetmeliklerle oynayanların imrenilecek derecede özel bir yeteneğe sahip olduklarını düşünüyorum…  

  

Bilişim Teknolojisi dersi ve daha da önemlisi halet-i ruhiyesi sağlam bir Bilişim Teknolojisi öğretmeninin önemi şu hususlar dikkate alındığında daha iyi anlaşılacaktır:  

1. Okullardaki BT Sınıflarının BT çöplüğüne dönüşmemesi
2. Büro ve diğer dersliklerdeki mevcut ekipmanların uzun ömürlü olması ve yeni teknolojilere adaptasyonunun sağlanması
3. Öğretmenler için gerekli eğitsel yazılımların, öğretim süreçlerinin doğru bir rehber eşliğinde seçilebilmesi ve geliştirilebilmesi
PS: Üstteki maddemiz okulda bir BOTE öğretmeninin varlığını gerekli kılıyor.
4. Eğitim Kadrosu ve İdari kadronun, Öğrencilerin ve Çevrenin Bilişim konusunda bilinçlendirilebilmesi,
5. Eski Eğitimcilere BDE-BDÖ konusunda üniversitede verilmeyen ders süreçlerinin planlanması ve bilinç oluşturulması  

Bu maddeler ve Bilişim Teknolojisi konusunda gerekli yeni tedbirler, elbette Eğitim ortamlarımızda Teknolojinin kullanımı konusunda gelecek her yenilikle uzayıp gidecektir. Önemli olan yeniliklere hiç tereddütsüz ya da kulaktan dolma bilgilerle hemen bugün bağlanmak değil, işin kaynağından destek alarak, ortak bir fikirle hareket etmektir diye düşünüyorum. Aldığı eğitim ve okullarda sahip olması gerken misyonun aksine işler için bu öğretmenleri göreve koşarsanız ya “Eşit işe eşit ücret” diyerek Rehber öğretmenlere isyan edecek(-ki bu konu su götürmez bir haksızlıktır), ya da “Herkes bilgisayarı & bilişimi biliyor, o zaman herkes başının çaresine baksın” diyerek bilgiye ulaşma konusunda önemli insanların desteğinden olacak bir toplum peydâ olacaktır. Bu tercihi yapması gereken elbette biz uygulayıcılar değil devlet büyükleri ve TTKB, EĞİTEK gibi Resmi makamlardır.  

İşin bir diğer boyutu serzenişimizi yapmak noktasında dahi ilahi bir beceriksizliğe sahip olduğumuz. Bakanın 30 bin öğretmen lafını duydukça cinnet geçirecek gibi oluyorum. En kısa zamanda atanıp bu çileden bir an önce kurtulmalarını diliyorum ama “Yaparsan yaparsın, yapamazsan Öğretmen olursun” inadıyla habire arı kovanını deşmeye çalışmamızı,bu meslek için “Az ve ÖZ” yerine “Çok ve tatmin edici” iddiasıyla yaklaşmamızı anlamıyorum. Halihazırda bile Öğretmenlik mesleğini gönülden bir bağlılık hissetmeden yürütmeye çalışanların bıraktığı enkazı görünce kötü oluyorum. Kendi saflarımıza gelince ise, bir bilişim teknolojisi öğretmeni olduğunu ulu orta söyleyip, “…davranış notu bile giremiyoruz” diye ekleyenleri de görmek bir yana bu söylemlerde bulunan adamların yazısını aslı var mı yokmu, yönetmeliklerde gerçekten böyle mi diye  araştırma yapmadan yayınlayan gazetelere de “Kardeşim sizin danışmanlarınız, müşavirleriniz yok mu!” diye sormak lazım… Memleketimin gazetesi bir telden çalıyor öğretmeni bir telden. Gerçekten alkışlanacak birşey var ama !  

Meslektaşlarımın çırpınışlarını gördükçe alkışlıyorum. E-Mail adresi, mektup adresi ile ulaşabilecekleri tüm makamları araştırıyor ve Eğitime duyarlı Yazar ve araştırmacıları kovalıyorlar. Yani atama bekleyen öğretmen ne yapıyorsa Oturma eylemi dışında bunları yapıyoruz; güzel. Lakin derdimizi anlatmak noktasında acziyete düştüğümüz kesindir -ki beni üzen nokta da bu. Zira hemen aşağıdaki resimde bir gazetenin bilgisayar öğretmenlerinin çok yoğun olduğu bir forumdan aldığım kısmı şu an onlarca sitede yayında. Yazan öğretmen, yayınlayan öğretmen, okuyup bu maillerle bakanlık birimlerini bombardımana tutan yine öğretmen(ler). Sahip olduğu hakları bilmeyen bir öğretmenin kendisiyle birlikte benim de hakkımı, aslında sahip olmadığı bir yeterlilikle savunması trajikomik bir durum. Eğer hakkınızı bu şekilde savunmaya kalkarsanız “Yıl içinde 2 kez vermesi gereken notu bile öğrenememiş bir öğretmenin(!) taleplerine bak” der ve gülerler. Sümenaltı edilen isteklerimize ise girmiyorum. Sinek ufaktır ama mide bulandırır diye bir söz vardır. Bazen böyle tek bir yanlış bile tüm doğrularınızı götürebilir, tek ihtiyacınız olan birileri tarafından kâle alınmak iken kulakardı edilirsiniz. Üstelik bu yazıyı okuyup irdelemeden paylaşan onlarca meslektaşımız da mevcut, üzücü bir durum…

Sen neler yaptın diyecek olursanız; tek şey yaptım: “Mektup yazmak”. 

Daha önce de bir kere yaptığım gibi bakanımıza ahvalimizi anlatan bir mektup gönderdim; kırmadan dökmeden. Şu an bir öğrencim Bakan Nimet ÇUBUKÇU’nun duyarlılığıyla okuyor. Gönderdiğim mektuba cevaben yetkililer devreye sokularak soruna çözüm bulunmuştu. (Bu sorunumuzun çözümü ne aklı başında 1-2 blog yazısıyla ne de sayıca fazla ancak içi boş binlerce mail ile olur.) Sorunları doğru, anlaşılır ve çözüm yollarıyla birlikte doğru makamlara anlatmanın kapıları açacağı kanaatindeyim. Bizzat yaşadığım için Mail ve Mektupların okunma açısından kesinlikle farklı şansa sahip olduğunu da düşünüyorum. Kimbilir, minik bir tik atıldıktan sonra tek kalemde silinen yüzlerce mail’e inat birkaç meslektaşımın mektubu okunur belki de… “Hırsız suçunu söyler mi?” misali; bir insanın kasıtlı ya da kasıtsız hatalarını kabullenip aleni “Evet, kusurluyum, hata yaptık” demesi zordur. Lakin bir doğrumuz bulunur da üzerinde hemfikir olduğumuz bir eğri düzeltilirse ne alâ. Bu durumun bir an önce çözüme kavuşturulması,çilemizin sona ermesi,emeğimizin ve saygınlığımızın geri verilmesi, Bilişim alanında gençlerimizde eğitimle paralel ilerleyen bilinçsizliğin bir an önce son bulması temennisiyle. 


Bu konuda farklı platformlarda yazılmış yazılara aşağıdaki linklerden ulaşabilir ve yenilerini yorumlarınızla ekleyebilirsiniz. Şimdiden teşekkür ederim. 

Memurlar.Net’in Forumdan Seçmeler bölümü
http://www.memurlar.net/haber/176092/

Alihan ASLANOĞLU’nun haberi
http://www.kamudanhaber.com/meb-ders-cizelgelerini-degistirebilir.htm 

TeknoBilişim blogunun yazısı
http://teknobilisimim.blogcu.com/

Melih DURMAZ’ın yazısı
http://www.memurdan.net/yazar.asp?yaziID=1323 

Zezencay.com’un yazısı
http://www.zezencay.com/?p=3

Bir Bilgisayar öğretmeni meslektaşımızın yazısı
http://www.memuruz.biz/index.php?pid=18&id=7750  

bilisim06 rumuzlu bir meslektaşımızın yazısı
http://www.cnnturk.com/Haberim/Bilisim.Teknolojileri.Ogretmenleri.DERTLI/1915.0/  

Güneş Gazetesi’nden İdil Çeliker’in haberi
http://www.gunes.com/2010/08/07/yazarlar/yi.html 

Abbas Güçlü’nün haberi
http://www.abbasguclu.com.tr/egitim/bilisim_dersleri_neden_tek_saaate_dusuruldu.html