Bu yazıyı okuyan meslektaşlarım lütfen yorumlarını eklesinler.

El cevap: HİÇ KİMSEYE !

Diğer bir deyişle, bu projeyi hazırlarken kime danıştılarsa ona…
Tam bu noktada söylemek uygundur ki; kızgınlığım yüzünden şirazeni bozacak falan değilim. Acziyete acıyorum sadece acziyete…Türkiye’nin bilmem kaç yerinde bilmem kaç Öğretmeniz;  Yıllardır branşlarıyla ilgili farklı sorunları efendiler gibi savunan, Eğitimci kimliğinden ödün vermeyen, okullarda uğradığı haksız uygulamaları da yine bir Öğretmene yakışır şekilde sineye çekip adeta aldatılmasına rağmen “Evladım da evladım…” diye tavizi Türk kadını misali sadece kendisinden veren büyük bir zümreyiz: “BİLİŞİM TEKNOLOJİSİ ÖĞRETMENLERİ”

“Biz kırk kişiyiz, birbirimizi biliriz” hesabı söylediklerimizin birbiriyle çelişmediği şu günlerde biz ne kadar Gelecek için Bilişim! dersek diyelim birileri yönü olan bir organın dikine gitmekte ısrar ediyor! Her zaman olduğu gibi öngörü ile hareket etmek ve tedbir almak yerine “Hele bir yapalım da sonuçlarına sonra bakarız…”  anlayışıyla üzerinde ciddi bir şekilde düşünülmesi gereken projeyi alel acele sahaya sürüyoruz !

2003

Benim Öğretmenliğe atandığım yıl. Hani şu idarecilerin masasında bir karış tozu gördüğümde “Bilgisayar Sınıfına gitmesem de olur” dediğim 25 Eylül 2003! Masasının üstünü temizlemekten aciz insanlar,devletin milyarlar harcayarak kurduğu BT Sınıfına gözü gibi bakacak değil ya! Neylersin ki öyle de olmadı…Sınıfa girmemle donup kalmam bir oldu. Ben bu manzarayı bir yerden hatırlıyorum. Evet, bunlar benim üniversitede tekmelememe ramak kalan o eski A..er marka bilgisayarlar değil mi ? Evet aynen onlar! Ama buradan giden Öğretmeni de tanıyorum. Yavuz Öğretmen…Benim gibi Temizliği seven, Düzenli, Disiplinli, Stabil bir sistemin önemini kavramış bir meslektaşım. Meteksan’ın bir dolap dolusu Eğitim Yazılımı, Slayt, Eğitim Kasedi ve VCD’si yanında Tepegöz, Klima,Televizyon gönderdiği şu meşhur proje kurulumu sınıflardan. Böyle bir sınıfta insanın ders işlememeyi düşünmesi için emekliliğine kadar çok fazla çile çekerek gelmiş olması ve kalan 1-2 yıllık mesaisi için de gün sayıyor olması gerekir.

Üniversitede BÖTE(Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri) okuyan bir Öğretmen olarak Eğitim yazılımından Yedeklere, Masaüstündeki resimlerden Arıza Panosuna, Afişlere kadar,… ne varsa sınıfı donattım, derslerimde kullandım; uyguladım hasılı… Sınıf Yönetimi, Temizlik, Düzen ve biraz da Yatılı okulda sevgi dağıttıktan sonra yıl oldu 2005 ve aile ocağına; 100km uzaktaki evimize tayini stedik. Peki sınıfı nasıl bıraktık? Benden sonra gelen Öğretmene masama iliştirdiğim bir mektupla hoşçakal dedim.”Üstadım bu sınıfta ders işleyemeyeceksen kendinde bir kusur ara! Bir gerizekalının bile yönetebileceği,düzenli bir sınıfı sana bırakıyorum. Ben zaten çok güzel bir sınıf teslim almıştım ama inan ki şimdi Gül oldu açtı! O gülle beraber Tüm ayarlar, yaptıklarım,İnternet şemasının olduğu bir mektubu masanın üstüne bırakıyorum. O mektupta telefonum da yazıyor. Üşenme, ara!”

2005

Aradan geçen 2 yıldan sonra evimde, il merkezindeyim…
Başka bir okul, İl merkezinde bir okul ve şanslıyız ki bu sefer de Tekstil İşverenleri Sendikasının bağışıyla yaklaşık 15 tane bilgisayarın ve bir de projeksiyonun olduğu bir sınıfı teslim aldık. Sanırım moralim bozulmasın diye İdarecilerim ve okulda benle yaşıt tek arkadaş, memur kardeşim Mehmet, sınıfı bana inatla göstermek istemediler. Yaklaşık 1 ay sonra görmek nasip oldu ve bu bilgisayarlar da hani şu tekmelenecek cinslerden :) Ancak durum daha da vaim. İlk görev yerimde ilk gördüğümde beğenmediğim o bilgisayarlardan da eski olan bu bilgisayarlar, resmen bankalardaki dump client’lara benziyor.  Maalesef teslim aldığım sınıfta ders işlenmediğini, öğrencilerin bir başına bırakıldığını, Öğrtemenin de baş köşede Counter tarzı oyunlar oynayarak vakit geçirdiğini öğreniyorum. İlk 1 ayım okuldan sonra yine akşama kadar okulda geçirdiğim mesailerle geçti. Önce eve gidiyor öğle yemeği vs halledip tekrar günümün bir parçasıymış gibi kirli paslı kıyafetlerle düzeltilecek,adam edilecek ne varsa dalıyordum köhne bilgisayarların,tozun arasına…“Ne yapmaya çalışıyor bu öğretmen” diyenlerin beni bugün bile anlayabildiklerinden şüpheliyim. Önce sistemleri çalışan çalışmayan diye ayıkladıktan sonra, kurulum,yedekleme derken ders işlenecek hale getirdim ve 2 ay sonra yine TÜTSİS bana sürpriz yaparak bu sefer de tam 29Ekim’i kutladığımız gün Ankaradan gelen bir tır ile sürpriz yaptı. Ne olup biteceğinden haberimin bile olmadığı o yağmurlu günden sonra sınıfıma bir ay boyunca giremedim ve eski sınıfımın yerini mükemmel bir BT Sınıfı ve milyarlarca liralık ekipmanla doldurdular. Allah düşünenden, yaptıradan, hizmete sunandan razı olsun.

Sınıf yapıldı yapılmasına da…

“Ben okulun müdürüyüm, kullanmayı bilmiyorum ama masamda bir tane olması gerekir, gelen yeni bilgisayarlardan birisi benim ha” diyen müdürü de tanıdım,
Bilgisayar sınıfında ders işlemek yerine “Birkaçı bizim sınıfa dağıtılsın…” diyen ve Projeksiyonsuz, Destek materyali hazırlamayı dahi bilmeden ne yapacaklarını anlayamadığım öğretmenleri de.(Bu sağa sola sebil miş gibi bilgisayar dağıtma konusu, benim inadım sonucu başarıyla noktalanmıştır!) Ben gelene kadar Bilgisayar dersi vermeyen bir öğretmenin olduğu okulda Bilgisayar Destekli Eğitimi İdari ekibin ve diğer öğretmenlerin anlamamış/öğrenememiş olmasına da şaşırmamalı…

Sınıf düzeni, kuralların öğrencilerle belirlenmesi, sınıfın boş zamanlarda kullanılması derken çok sürmedi daha ilk dönem bitmeden Bilişim Teknolojileri dersinde sınav yapma hakkımız “Özel yetenek gerektiren derslerde sınav yapılmayacaktır” esası ile TTKB tarafından Eğitim sistemine sokuldu. Üniversitelere Özel Yetenek sınavı ve bedensel gereklilikler ile öğrencileri alınan Müzik,Resim ve Beden Eğitimi gibi dersler okulda yetenek gerektirmiyor ama Bilgisayar dersi gerektiriyor; ilginç…
İddia ediyorum, yapacağı işe kılıf uydurmak isteyen bizden başka zihniyet, başka bir Millet olamaz !
Bu ülke sevilmez de ne yapılır, sorarım size ?

2005-2010

Aradan geçen 5 yıllık süreçte ne oldu anlatayım…

* Geldiğim yıl bilgisayarın gerçekten ne olduğunu bilmeyen 300 öğrenciye bilgisayarın bir oyun olmadığını,yeni bir kıta keşfetmek kadar hayatlarında başka bir boyut açılacağını anlatmak konusunda anlımın derisi çatladı
(Bkz: Bu repliği yaşayan/paylaşan 1milyon Öğretmen bulabilirim!)

* Bilgisayarın, destek materyalleri kullanılmadan, tekdüze yapılan bir eğitimle öğrencilere birşey kazandıramayacağını,projeksiyonla birşeyler göstermenin Bilgisayar Destekli Eğitim olmadığını anlatmak konusunda zorlandım. Nitekim öğretmen arkadaşlar BT Sınıfında ders işlemenin her zaman bir ön hazırlık,özveri ve destek materyali gerektirdiğini anlayınca birer ikişer döküldüler. Onlar için gündüzleri BT Sınıfında ayırdığım saatleri daha sonra normalde öğleden sonra gelmesi gereken minik çocuklara internet saati altında hediye ettim ve arkama bile bakmadım! Tabi sonradan sınıfları hıncahınç dolu görüp “Bizim saatlere ne oldu?” diye sorar oldu öğretmenler. Ne olacaktı ki ? Devlet bu yatırımı bilinçsizlerin çöplüğü olsun diye mi yaptı !

* Bilişim Teknolojilerine karşı BUZ ADAM’ı oynamak zorunda kalan orta yaş üstü meslektaşlarımızın keyfini E-Okul sistemi bozdu. E-Okul yüzünden emeklilik kararı alanlar bile oldu. Kimsenin işini kendim yapmadım. İnsanlara artık bunu öğrenmeleri gerektiğini “Hocam sen yapsan?” diyerek bilgisayar masasından kalkıp beni işaret ettikleri her anda hatırlattım! Bunun için kimsenin kalbini de kırmadım, güzellikle, iyilikle…

* E-okul sistemini kavramakta zorlanan eski jenerasyon idarecilerime gerekli desteği sağladım. Asli görevim ve sorumluluğum olmadığı halde sabah erken, akşam geç,…arada derede bir mesai ile 1-2 yılı tamamladık.

* Zaman değişti, sistem oturdu, Formatörlük çıktı, öğrenci yüzü göremeyen bizler, Formatörlük göreviyle Bilgisayar Destekli Eğitimin yolu daha fazla mı açılacak diye beklerken yazıcıya kağıt sıkıştığında çağrılacak öğretmenlerin resmi adı olduk: “Formatör Öğretmen”. Bu kouyla dalga geçip “Kardeş bu sene de Gladiatörlük aldın mı ?” diyen arkadaşlarım hiç de azımsanacak gibi değil…Enter tuşuna basmayı akıl edemeyen Memur abimize “Bunu halledebilirsin bence, biraz daha dikkat” dediğimde Müdürle yaka paça olmanın ne demek olduğunu da o yıl öğrendim…

2010 – Bu günlerde…

Bu yazıyı sıkılmadan okuyacak olan tek zümre konu hakkında hiç bilgisi olmayan kişilerdir!

Zira “2 günü denk olan ziyandadır” misali çevresini değiştirmeye çalışan,buna mecbur olan biz Bilişim Eğitimcileri, bu replikleri okuyan değil hergün yaşayan kesim olduk. Biz ne kadar kendisini geliştirmek zorunda olan bir kesim olsak da Müfredatın gerekleri nedeniyle dahi öğretim methodunu değiştirmeyen,geriye bağımlı öğretmenlerin inadı yüzünden hep birinci dereceden etkilenen kesim olduk aynı zamanda. Önce kendisini yenileme zamanı gelen teknolojik imkanlarımız iyileştirildi sonra derslerimiz seçmeli ders adı altında eğitimin dillere pelesenk edilen temel argümanları ve kitapların kaynakçaları gibi hiçbir zaman karıştırılmayan öğeleri haline getirildi. Hep kitap arkalarında, zihinlerde arka sıralarda olduk. Öğretmenleri, İdari ekipleri BT Destekli Eğitim süreçlerine, Faaliyetlere katmaya çalıştıkça gerçekten mantık sınırlarını zorlayan anlayışlara ve ideolojilere şahit olduk. Özel hayatlarına müdahale edilen, mesai dışındaki zamanları yolgeçen hanı olarak kullanılan ve BT Sınıflarında birkez olsun ziyaret edilmeyen ancak sınıflarda hep oyun oynattığı zannedilen Öğretmenler olarak anıldık. Örnekler yetişir…   

Yaz aylarında yapılan değişikliklerle beraber gerçekten bıçak kemiğe dayandı! 5 yıl önce Bilişim sistemlerindeki revize ile sevindirilen biz Bilişim Teknolojisi Öğretmenleri, adeta dalga geçercesine bulunduğu makama ne tür yoldan geldiği bilinmeyen yetkililer tarafından maksatsız ve amaçsız ideolojilerin, uygulamaların deneme tahtası haline geldik. Eğitim Teknolojileri, Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı gibi Ders Müfredatı, Eğitimde Teknoloji Kullanımı ve Yaşam boyu Öğrenme Hizmetlerinin temel sorumluları tarafından istenildiği gibi kullanılan Eğitimciler haline geldik. Benzerini bugünlerde mantık sınırlarını zorlayan uygulamalarla birlikte yaşamaktayız. Toplum olarak en sevdiğimiz şey olan -miş’li bir yaşamı Eğitim Teknologları(Bilgisayar Öğretmenleri) olarak yaşamakta, tecrübe etmekteyiz. Bundan 2 yıl kadar önce NOVA5000 isminde hala ayrıntıları çözülemeyen bir projenin üzerine kat be kat fazlasıyla; isminin açıklamasını bile abesle iştigal olarak gördüğüm FATİH isimli bir projeyle şimdi karşı karşıyayız. Gereksiz olarak nitelendirmemin sebebi insanlardaki(eğitimcilerdeki) yargı,düşünce,vizyon meselesine parmak basmadan dış görünüşlerine getireceğiniz iyileştirmelerin eşşeğe altın semer vurmaktan öteye gitmeyeceğindendir. Yoksa projenin felsefesinde, ortaya atanlardaki kadar noksanlık olduğunu düşünmüyorum!

Yıllar önce çiçeği burnunda BT Sınıflarında öğretmenlerimize Bilgisayar Destekli Eğitim verme konusundaki ısrarlarımızda yaşadığımız acziyetten bahsettim. Bütün sınıfları, bütün masaları, oturduğunuz ofis koltuklarını bile görgüsüzce bir şov malzemesi haline getirebilirsiniz. Ancak MUHTEVİYAT yerine JELATİN’e odaklanırsanız sonunda çakılır kalırsınız!

Okullara getirilmesi düşünülen FATİH Projesinin olası artılarından bahsedelim:

* Böyle bir sistemin kullanılabilmesi için gerekli asgari müşterek Eğitim materyalinin sağlanacak olması

* Maddi konularda kendi kendine yetenemeyen okullara üstün teknoloji götürülmüş olacak

* Ölene dek köyünden çıkmayan köylü misali Teknolojiyi kullanmamakta direten Öğretmen, masasının üstünde bir Dizüstü ve BT ekipmanıyla haşır neşir olmak zorunda kalacak. (Bundan önce yapılmayan denetimler bundan sonra yapılacak mı tartışılır)

* Bugüne dek BDE konusunda yardımcı araç-gereç olarak bir tek Projeksiyon,Tepegöz gibi teknolojileri bilen BT Teknolojilerine yabancı öğretmenler Gör ve Yansıt mantığına dayanan çok daha ileri teknolojilerle, Sunucu sistemleriyle tanışacak

Bir de Fatih Projesinin hiç düşünülmeyen kısıtlı yanlarına bakalım:

* Hizmetiçi eğitimlere hiçbir zaman istekli bir şekilde katılmayan eğitimcilerimizin kafalarında seminerler sırasında pireler uçuşacaktır

* Eğitim kurumlarında halihazırda görev yapan Öğretim Teknologlarından gerek Öğrenme Süreçleri gerekse Öğrenme nesneleri konusunda bir destek alınmayacak olması. Bunun aynı zamanda Projenin maliyeti dışında sürekli yenileme gerektiren başka bir maddi götürü kalemi haline gelecek olması

* Hizmetiçi eğitimler özel bir zaman ayrılarak değil öğretmenler zihnen en dolu ve en yorgun olduğu mesai saati sonlarına ya da mesai saati başlangıcını düşündükleri sabah saatlerine konulacağı için eğitimlerden istendik şekillerde faydalanamayacaklar. Bu eğitimleri okulları 1 ay tatil edip verme gibi bir imkanınız da yok. İşin endişe verici diğer bir yanı ise bugünlerde okullarda verilmeye çalışılan eğitimlerin Akıllı Tahta ile başlamış olması. 5 yıldır okullarda bu teknoloji yok muydu ? Yetkililerin göremediği önemli bir eksiklik bu !

* Bilgisayar Destekli Eğitim konusunda yeterince bilinç sahibi olmayan bir Öğretmenin kafasına zorla silah dayasanız da Yapılandırmacı yaklaşıma ayak uyduramayan eski jenerasyonda olduğu gibi bu teknolojiyi kullanma konusunda hiçbir zaman diretkar olmayacaktır. Bilgisayar Destekli Eğitim-Öğretim halen bilgisayarın kullanıldığı herhangi bir Öğrenme Senaryosu olarak karıştırılmakta !

* Hayırseverlerin yardımıyla ouşturulan BT Sınıflarının ne işe yaradığı, neden daha etkili bir şekilde kullanılmadığı bu yardımı ve desteği sağlayan kişi ya da kurumlar tarafından,Vergileri alınan Türk insanı tarafından bir hesap sorma aracı olarak kullanılabilir. Almadığınız vergilerle bugüne kadar besleyip büyüttüğünüz Bilgisayarlı Eğitime Destek Hareketi, küstüreceğiniz İş adamları, Hayırseverler ve Sivil insiyatiflerin tepkisi nedeniyle elinizde patlayabilir

* İşe koşulacak bu yeniliklerin tümünde bir Rehber öğretmenden destek almanız gerekecek. Ancak bugüne kadar BT Destekli Öğretim ortamında varlığından istifade etmediğiniz ve sadece matah görevler için işe koştuğunuz, özel hayatına müdahale etmekte sakınca görmediğiniz öğretmenlerin bu projeyi sahiplenmesini ve koşulsuz yardımını bekleyeceksiniz. Ancak bugüne kadar Etkilerini ve İnsiyatiflerini kullanmamış olan bu öğretmenler belki de bugüne kadar yetkililere vermedikleri dersi İş yavaşlatma gibi farklı methodlarla ya da sahiplenilmemiş bir projeye verilebilecek her türlü karşıt tepkiyle vermeye çalışacaklar. Eğitim sistemi içerisinde önemsiz,değersiz,matah görevlerde ihtiyaç duyulan bir öğretmen konumundaki bu kişileri “Pardon ya, siz de vardınız değil mi ?” diyerek her türlü dayatmacı yaklaşımla zora sokup birden hatırlamış gibi davranamazsınız. Bugün ballandıra ballandıra anlattığınız o proje, uygulama sürecinin nihayete ereceği 3 yıl sonunda elinizde kalabilir…

* Tüm bu yatırımlar sonucunda sınıflarınızı Bilişim Teknolojileriyle donatıp zihinleri bulandırdığınızda, 3 yıl itibariyle Bilişim ve İnternet sektörüne yeni adım atacak kavramlar ve yenilikler konusunda taze zihinleri Formal bir eğitimle terbiye etmediğinizde Toplumsal Dejenerenin tam gaz devam ettiğinive miniklerle başlayıp yetişkinlerle ilerleyen; Eğitimle gelen Bilişim Cahilliğinin hız kesmediğini ve Bilişim konusunda Toplumun her açıdan patlak verdiğini göreceksiniz; Ahlaki çöküntüden Milli Güvenliğe kadar ! Wikileaks konusuna değinmemize gerek var mı ?

Projenin adı FATİH !

“Mühür kimdeyse Süleyman odur!” sözünü hatırlamış olmalı karikatürü çizen…

Bu ülkeyi şekillendiren önemli bir zümreyi es geçerseniz kendin çalıp oyna bakalım derler işte böyle bir mizanzenle !

Projeye “Fırsatları arttırma…” ismini giydirme konusunda yaratıcılığını son noktasına kadar kullanan kişi ya da kişilere “Burnunuzun dibinde duran 5000 Öğretmeni bugüne kadar neden fırsata dönüştürmediniz?” diye sormak lazım. Nitekim sorarlar da!(www.bilisimdegelecekvar.org) Eğitim Kurumlarında görevli hiçbir Zümrenin ya da Branşın, Milli Eğitim Sisteminin temel amaçları doğrultusundaki işler dışında okula fazladan katkı sağlaması gibi bir misyonu yoktur! Ancak bu projeyle birlikte Revizyon gerektirecek günlerin 1 yıl değil de 30 gün sonrasında Milli Eğitim Bakanlığı ve Ulaştırma Bakanlığının kapısını çalması istenmiyorsa küskünleri oynayan BT Öğretmenlerinin gönüllü desteği hangi kara gün için saklanmaktadır anlayabilmiş değilim. Hiçbir ülkede bir Nesnenin, Teknolojinin öğreticisi olmadığı gibi Farenin de Klavyenin de öğretenleri değiliz ! Çok değil 5 yıl önce bu hatadan dönen Milli Eğitim Bakanlığının Müfredat konusunda düzeltmeye gittiğini görmüştük, ancak bu düzeltmenin şimdi çok daha büyük hatalarla bizlerden geri aldındığını tecrübe etmekteyiz…

Şimdi de hızla gelişen teknolojik ekipmanların kullanımı konusunda, hem de Eğitim gibi ciddi bir meselede yıllardır acziyetini öğrenemediğimiz,BDE-BDÖ konusundaki yeterliliğini bilmediğimiz tüm personelin emrine milyarları döküyoruz. Geçmişte Bilişim Teknolojilerini, Bilgisayar Destekli Öğrenme Modellerini çok iyi kullanmışız gibi şimdi çok daha ciddi bir yatırımı zerre ders alamamış bir kesime hediye ediyoruz. Milletimiz de ülkemiz de herşeyin en iyisine layıktır, Gelişmeyelim, İlerlemeyelim, yeni fikirleri Başabakanımızın dediği gibi İyileştirme hareketini devreye sokmayalım demiyorum! Ancak tabanına bu kadar sırt çeviren bir anlayışı anlamakta acziyete düşüyorum. Yermek istediğim konu meslektaşlarımın Mesleki Yeterlilikleri değil! Ancak doğru Eğitim Politikalarıyla ilerlemeden Hizmetiçi eğitimlerde, onu da geçelim Üniversite sıralarında Materyal Geliştirme konusunda ne kadar deneyim edindiysek bu projenin arefesinde de o kadar deneyim sahibi ve sonrasında da başarıya ulaşmış olacağız. Okullarda bu projenin takipçisi, rehberi olacak insanları kendi alanlarında hizmet etmelerini engelleyip ayak işlerine koşarak küstüreceğiz ve bunun sonucunda okullardaki BT ekipmanları çöplük haline gelecek! Diğer yandan vizyon olarak Bilgisayar Destekli Eğitim’i içselleştirememiş, yeni öğretim methodlarına hala yabancı meslektaşlarımızla ilerlemeye kalkışırsak Teknoloji Destekli Eğitim Modelinden sonra deneyebilecek neyimiz kalacak onu merak ediyorum. Kara tahtaya geri mi döneceğiz ? Şu ana kadar edindiğimiz tecrübeyle maalesef cebimden giden fazladan vergi dışında birşey görmüyorum, FATİH’i ise bir tek Osmanı’dan hatırlıyorum ve öyle kalmasını istiyorum.

Bir arkadaşın da dediği gibi

AKILLI TAHTALARIN AKLINI ALACAKLAR !

veFATİH Projesi TÜRKİYE’de
20MİLYON BT KULLANICISI OLMASINA RAĞMEN
FİYASKOYLA SONUÇLANAN BİR BT DEVRİMİ
! olarak tarihe geçecek…


BU KONUYA DEĞİNDİLER:

http://www.zezencay.com/2010/10/02/egitimde-bilisim-icin-bilisim-egitimi-sart/
http://www.enesbayram.com.tr/tag/bilisimde-gelecek-var-bildirisi/
http://myozden.blogspot.com/2010/10/neden-bilgisayar-ogretmeni-olur.html
http://www.memurlar.biz/haber/20101124/Bilisim-Caginda-Bilisim-Ogretmenleri-Isyan-Etti-.html
http://www.enesbayram.com.tr/tag/bt-siniflari-dagitiliyor-buna-dur-de/
http://www.yakuter.com/bilisimde-gelecek-var/
http://www.gunesintamicinde.com/teknoloji-okullardan-kaldirilsin-mi/
http://myozden.blogspot.com/2010/11/gozumuz-aydn-ftih-geliyor.html
http://beyn.org/fatih-hata-verirse-bakacak-ogretmen-olmayacak/
http://www.selcukhoca.com/etiket/bilisimde-gelecek-var/
http://zehrasunay.wordpress.com/2010/11/25/bilisimde-gelecek-var/
http://www.borhaber.net/egitim/dersimiz-bilisim-teknolojisi.htm
http://okursan.com/egitim-bilim/bilisimin-gelecegi-icin-bilisim-egitimi-bilisimde-gelecek-var.html
http://ogrenci.hacettepe.edu.tr/~besst/index.php/2010/11/24/bilisimde-gelecek-var/
http://myozden.blogspot.com/2009/10/merhaba-gecenlerde-milli-egitim.html
http://www.zezencay.com/2010/11/20/ftih-surecinin-takibi-elzem-proje/
http://www.abbasguclu.com.tr/egitim/fatih_projesi_sizce_uygulanabilir_mi.html
http://www.abbasguclu.com.tr/egitim/bilisim_ogretmenleri_dert_kupu.html
http://forum.memurlar.net/konu/1104285/?page=3
http://www.sanalduvar.com/fatih-projesi-ve-bilisimde-gelecek-var-hareketi
http://www.aliosmangulsoy.com/?p=11
http://www.bilgitakip.com/fatih-projesi-nedir-ne-demektir-egitimde-fatih-projesi-2010.html#comment-179