Atanamayan öğretmenlerin Hayatımızla ÇELİK-ÇUBUK oynamayın! pankartları arasında ben de yeni Öğretim yılına mutlaka bizi üzecek bir gelişmeyle gireceğimiz gerçeğiyle bu yıla veda ettim…

Bu yılı Bilişimciler olarak nasıl geçirdik peki ? Özetlemek gerekirse stres, ayrılık, kavga, yazışma, bekleyiş, hüsran,…ve biraz daha fazlası bizler için. Çok daha fazlası ise belki yıllardır türlü çileyle bir düzen oturtmuş olan Öğretmen aileler için; elbette Bilişim Öğretmenlerinden bahsediyorum. Şu an ailesi olan meslektaşlarımın keyfi nasıl merak ediyorum. Çünkü nice meslektaşımın akıbeti, hepimizin anlamadığı bir şekilde sayısı 4-5’i bulan yerdeğiştirmelerle sonuçlandı !

Geçtiğimiz yıl bu günlerde sıradan bir Öğretim yılını noktalamanın sevinci vardı. Ama sonrasında…Temmuz ayında önce derslerimiz elimizden alındı, sonrasında ise Bilişim camiasının ne kadar çaresiz ve ortak bir amaç için dahi bir araya gelemeyen biçare bir camia olduğuna şahitlik ettik. Kendi aramızda bile fikir birliği kuramıyorken nerede kaldı BT ÖNDERİ diye bir statüyü yetkililerden istemek, değerli olmayı beklemek, eğitimcilerden hürmet görmek… Yaz aylarında umudumun kırıldığı o kadar kötü anlar oldu ki yıllardır anlatılagelen şu meşhur ısıtılan bir tencerenin içinden zıplamaya çalışan Kurbağaların hikayesinin Eğitimciler için değil tam olarak Bilişim Eğitimcileri için yazıldığını düşünmeye başladım. Yapılan çalışmalara çorbada tuz misali katkı sağlamaktan öte, bilmeden köstek olmanın ne demek olduğunu tecrübe ettim. Elbette bu sayfayı olumsuz enstantaneler için ayırmadım ama geceden sonra gelen güneşin doğuşu gibi umutvari bir yazı da olmayacak tabi ki…

Yine de bizleri harekete geçiren en büyük hadise sanırım derslerimizin elimizden alınarak Serbest Etkinlikler adı altında neydüğü belirsiz bir planlamanın arasına sokulması oldu. -belirsiz diyorum ya, Serbest etkinlikler adı altında haftada 6 saat Beden Eğitimi yaptıran sınıf öğretmeni meslektaşlarımdan sizin oralarda da var mıdır bilmiyorum? Yoksa bu tür, sadece bizim okulda mı yetişiyor anlamış değilim…- Derslerin alınmasını müteakip ilk kıpırtı şu an Türkiye’nin en büyük Bilişim Öğretmenleri topluluğu diyebileceğim BilgisayarBilişim’in ortak bir çalıştay düzenleyerek hem eğitimcileri bir araya toplaması hem de farklı çözüm arayışlarını CEBİT İnterexpo salonundan Türkiye’ye duyurması oldu. Elbette bu konuda sevgili Niyazi SARAL’ın çok büyük katkıları oldu ki ne kadar teşekkür etsek azdır(Şu an çalışma masamın yanında hediye olarak gönderdiği kendi kitabı ve kendisinden rica ettiğim özel bir DVD paketi duruyor…) Ancak biz eğitimciler, ülke olarak Bilişim konusuna çok uzak bir millet olduğumuz gerçeğini unuttuk. Nitekim saygın bir TV kanalının Niyazi Saral ile Toplantı öncesi yaptığı röportaj dışında ne ismimiz ne de cismimiz medyada yer bulmadı. En büyük teknoloji ne kadar küçük bir telefon kasasına sığdırılabilir, IPphone5 ne zaman çıkacak bunun takipçisi olunca ve Ebeveynler de okuldaki eğitim yaşantısından bihaber olunca medyanın da haber değeri taşımayan bir eğitim sorunsalına kulak kabartmasını beklemek haksızlık olur.

Bugünkü duruma bakacak olursak…

Mail adresime gelen spamlardan bıkıp usandığımı ve günümün bir kısmını bu saçma mailleri silmeye ayırdığımı yazmıştım ya hani; artık onlara bir yenisi daha eklendi. Nasıl olduğunu anlamadığım bir şekilde hergün farklı isimler altında ama Bilişim Eğitimi ile ilgili sorunlara yönelik olarak açılmış bir grup ya da fan sayfasından davet iletisi alıyorum. Davet edilmek güzel şey, kötü olan nedir? diyebilirsiniz…Maillerin uluorta dağıtılması bir yana mantar gibi türeyen bir grplar da neyin nesi !

Bundan yıllar önce; forum sistemlerinin yeni yeni tanınmaya başladığı günlerde nulled forum sistemleri(takip ve lisans mekanizmaları kırılmış) her yerde gezmiyordu. Bu sistemler genellikle Bilişim ile ilgili konularda olurdu ki Forum ya da Portal sistemini kuran kişi Türkiye’nin sağda solda kendi halinde yazan insanlarına ulaşmaya çalışır, bunları kendi renklerine editör olarak bağlar,mutlu mesut geçinirlerdi. İnsanların birilerine cevap yetiştirmekten çok, faydam olsun, bir ekip halinde radikal yazılarımız/çözümlerimiz olsun,ülkem insanı da bunlardan faydalansın düşüncesiyle hareket ettikleri yerlerdi. O zamanlar elbette Vimeo gibi HD destekli Video Paylaşım sunucuları, Facebook, Twitter gibi Sosyal İmleme siteleri ve herşeyden öte Blog Hizmeti veren Portallar yoktu. Haliyle birşey yapacaksanız ekip olarak yapacaktınız. Çünkü ülkem tasarımcıları gerek tasarım gerek kodlama bilgileriyle kendi ürettikleri web siteleri üzerinden zaten dünyaya açılmışlardı…

Yavaş yavaş asıl konumuza girizgah yapıyorum bu arada.

Derken insanlar Forum sistemlerini bir domain(site adresi) adı altında kendim kurayım, yöneticisi kendim olayım, ekibi yönlendiren PATRON ben olayım düşüncesine giriştiler. Forumların yeni yeni yaygınlaşmaya başladığı o dönemlerde içinde tek başına yöneticisiyle yüz küsür kategori açılmış ancak tek bir mesaj dahi yazılmamış, Moderatör başvuruları şu kapıdan şeklinde ilanı olan ancak tek bir üyesi dahi olmayan forumlar peyda olmaya başladı. İnsanlar bir grup olarak hareket edip daha fazla fikir üretmenin, farklı olmanın avantajlarından çok, yönetici olmak gibi göze sürme bir atraksiyona girişmeye başladılar. Halbuki bugün öyle mi, bakınız kaç tane site altın örümcek alıyor ve bunlardan kaç tanesi forum sitesidir ? Hiçbiri !  Kaç tanesi bireysel çalışmaların ürünüdür ? Hiçbirisi… Sözün özü, insanların başarı hikayesini tek başına yazması gibi açgözlü bir bakış açısı, onlara istedikleri gibi at koşturabilecekleri sınırsız ancak bir o kadar da susuz bir çayır olarak geri döndü.

Dönelim bugüne !

Bilişim Eğitimiyle ilgili sorunların başlangıcını; miladını, ister Formatörlüğün peydâ olduğu 90’lı yılların sonu, isterseniz 2000 senesi, isterseniz de derslerin tek saate düşmesinin ilk adımları olan, Rehberlik ve Sosyal etkinlikler teranesinin ortaya atıldığı şu meşhur 2006’nın yazı olarak kabul edin. Başından bu yana, başımızdakilerin, başına buyruk davranabilmesinin altındaki asıl ve tek neden bu bölük pörçük olmuş, ortak hareket etme duygusundan yoksun, arasına kurt girmiş bir koyun sürüsü misali, ekip çalışmasına uzak, tüm vaktini birilerini öncekilerden ayrı bir platform altında toplamaya çalışan ve en büyük çözüm farklı bir isimle ortaya çıkmakmış gibi davranan eğitimcilerden kaynaklanıyor. Bu haliyle temeli yeni atılmaya başlanan ülkemiz partilerinin burnu üstüne çakılmasına ne kadar da benziyor değil mi ? Oysa hatalarını düzeltmeye ve ileriye dönük çalışmalarını her zamankinden daha nitelikli ve görünür & somut kılmaya çalışanlar öyle mi !

Hemen yukarıda görmüş olduğunuz görsel, Sosyal Paylaşım sitesinde arama kutucuğuna Bilişim yazıp arama yaptığımda çıkan sonuçlar. Bu sayfaların birçoğu Bilişim Eğitimi ile ilgili sorunlar ortaya çıktıktan sonra çözüme ulaşmak isteyen kişilerin kurduğu, birbirinin kopyası sayfalar ya da gruplar. Ben bu yazıyıyazarken bir yandan da BT Sınıfımın boyası, Seminer koşturmacası, …derken elbette 2-3 güne dağıldı. Bu yazımı okulda tamamlamaya çalışırken az önce Bilişimde gelecek BÖTE ile gelecek adlı bir sayfanın da peydâ olduğunu gördüm ki bu vatandaşlar bir adım daha öteye giderek Bilişimde Gelecek Var adlı oluşumun slogan, görsel ve özgün bilgilerini kullanarak(yoksa çalmak mı demeli bilmiyorum…) bir sayfa hazırlamaya çalışmış.

Başından beri şikayet ettiğimiz konu, eğitimcilerin duyarsız, bir çözüme ulaşılacağı konusunda inançsız ve yenilgiyi peşin kabullenmişlikle hareket etmesiydi. Ancak gelişmeler bundan pek de bir ders almadığımızı gösteriyor. Yukarıda verdiğim Forum örneğinde olduğu gibi insanlar ortak bir çatı altında toplanıp güçlü ve aynı amaçlar doğrultusunda hareket eden bir ekip haline gelmek yerine yönlendirilmeye ihtiyacı olan diğer insanlara sadece ara gazı vermeyi tercih eden ve arkası gelmeyen bir adım olmayı tercih ediyorlar. Bu haliyle bir yere varamayacağımız ve Neden bu kadar kişiyiz? dememiz doğaldır. Çünkü birleştirmek yerine bölüp parçalayıp kalabalıktan bihaber bireyler yaratıyoruz…

İşte benzer amaçlarla açılmış o gruplardan bazıları:
(Gitmek için tıklayabilirsiniz)

Bilişim Teknolojileri Sesini Duyur

Bilişimciler buraya

Bilişim Teknolojileri Öğretmenleri

Bilişim Öğretmeni

Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi

Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Öğretmenliği

Bilişimde Gelecek Var

Bilişimde Gelecek BÖTE ile Gelecek


Bence buna hemen son vermeli ve hem ulaşılabilirlik hem de uygulanabilirlik açısından tek çatı altında toplanılmalı; Grup ya da Dernek farketmez, önemli olan tek vücut olabilmek ! Ve birçoğumuzun da aklına ilk gelen yöntemle; bir Dernek çatısı altında toplanmakla değil mevcut grupların yayınlarına son vererek başlamalı ve tek bir grup üzerinden tüm faaliyetler organize edilerek işe başlanmalı !

Seminer çalışmaları nedeniyle görev başında olan tüm meslektaşlarıma kolaylıklar dilerim…