…ve Masal biter !

373
Görselin Orjinal ve 360 Derece Panorama Hali için Tıklayınız 

Yıl 2005…

2005-2006 Eğitim-Öğretim yılında geldiğim ve halen şu anda görevimi icra etmekte olduğum okula atandığım gün ne yaptıysam bana BT Sınıfını göstermediler. Sebebini sonradan anladım. İlk hafta öğrencilere soruyorum:

– “Benden önceki öğretmeniniz ne yapardı ?”

– “Öğretmenimiz kendi bilgisayarına kurduğu oyunu oynardı(Counter acayip meşhur o sıralar!) bizi de serbest bırakırdı. Bugüne kadar ders işlemedik. Bizi de serbest bırakacak mısınız öğretmenim ?”

Hoş…Yıllarca bu düzen içinde bir sınıfta ağırlanan öğrencilerle ders işlemeye başlamadan önce hayli bir zaman, dimağlarındaki aykırı BT Dersi fikrini yıkmakla uğraştım. Önceki öğretmenin bakımsızlık nedeniyle çürümeye terkettiği bilgisayarlarla 1 ay boyunca toz-kir içinde öğle sonraları uğraşmak da cabası…

Ve dersimin olmadığı bir mesai günü sabahın ilerleyen saatlerine doğru uyurken evimi arayan idarecilerimin telaşlı telefonuyla irkildim:

– “Çabuk gel hocam. Teftiş var, arkadaşlar seni bekliyor…”

Müfettiş bile görmemişim o güne değin. Gayet sivil ve rahat bir şekilde çıktım Müfettiş ağabeyimizin önüne:

– “Sevgili hocam, keşke biraz da sivil gelseydin…”

– “Hocam, arkadaşımız yenidir. İdare edelim bu seferlik…” diyor Orhan öğretmen; Müdür yardımcım :)

Müfettiş bey memleketimi soruyor; geldiğim okulu…vs. Dayanamayıp karşılık veriyorum:

– “Hocam, teftişe geldiniz, belge melge istemeyecek misiniz ?”

– “Neye göre hazırlıyorsun sen planını ?” diyor…

– “2492 hocam…” diyorum ve teşekkür edip beni uğurluyor. Yalnız aklındaki soruyu sormayı unutmuş olacak ki sınıfın kaç metrekare olduğunu  falan soruyor bana. Meğer daha önce TÜTSİS kapsamında kurulan sınıfım, yenilenmesi için yetkililere bildirilecekmiş. Ne yalan söyleyim; zerre kadar umursamadım. Ta ki 1 ay sonra yağışlı bir 10 Kasım sabahı, Projenin tırı okulumuza yanaşıncaya kadar…Bırakın bu kadar çabuk olacağına inanmak; olacağına bile ihtimam vermiyordum. İlk görev yerimde 90’lardan kalma Acer bilgisayarlar, yeni okulumda Bankalardaki Dump Client’den farkı olmayan 10 inç bilgisayarlar,…siz olsanız kolay atlatabilir misiniz bu çifte şoku :)

Ne sınıfın bitip de bize teslim edilmesi kolay oldu ne de öğrencilerdeki köhnemiş algıyı yıkmak. Mesleğimin 3.yılında derslerim seçmeli hale geldi, not yetkim elimden alındı, diğer dersler gibi müfredatım değişti(Belki en iyi yanı buydu). Aradan geçen zaman hep iniş-çıkışlı oldu. Ama sevindirici gelişmeler olmadı. Okulda her işe koşturmuyormuşuz gibi Formatörlük denilen terane apayrı bir görev olarak görülmeye başladı. Yıllardır bu işi hakkıyla yapanlar-yapmayanlar,…bir musibetttir yapıştı üzerimize. Şamaroğlanı olduk. Ders saatlerimizin yarıya inmesinin ardından uzun süreç içinde BT Sınıflarının kurulumlarındaki sıkıntılar da kilitlenme noktasına geldi ve BİTTİ !

…ve en son gelişme: 4+4 !

Dönüşen okullar, yer değiştiren eğitimciler derken olan yine bizlere oldu. İlkokullarda artık dersi kalmayan BT Öğretmenlerinin ister istemez Norm Fazlası olmasıyla birlikte istemeye istemeye atanmalar, gidilen okullarda da madur duruma düşmeler,…derken bugün bile bir okulda BT Öğretmeninin Normunun nasıl hesaplanacağı belli değil. İlkokulda işler nasıl yürüyecek; şu an muğlak :/

Nitekim piyango bize de vurdu :)

“Bilişimde Gelecek Var!” diyerek birşeylere çözüm getirmek amacıyla uğraşırken gerçekten hiçbir derdim tasam yoktu. Rahat battı demek ki :) Ancak sürekli etraftaki dostlardan “Dersim gitti, Sınıfım dağıldı, FATİH okullarımızda yanlış yorumlanıyor,..” serzenişleri bizi harekete geçirmişti. Gerçekten yaşadıkça tasdik ediyorum; bugün sorunları çözmeye çalışan arkadaşlarımın hiçbirisi sıkıntı çekmiyor. İlginç değil mi :) Oysa sıkıntısı olanlar canla başla mücadele etmesi gerekirken klavye kahramanlığına soyunuyor. Birşeyler yaptıklarına gerçekten kendilkerini inandırmış durumdalar. Keşke e-posta gönderme işini sadece birilerine teşekkür etmek için kullansalar…

Neyse…4+4’ün müjdesi ile komşu okula gidişimiz kesinleşti. İlkokul oluyoruz. 1 Tl’lik Fotokopi parasını bile zorlukla toplayabildiğimiz okulumuzda neyi, neye tercih ettiğimiz düşüncesi gerçekten can yakıyor. Günün birinde kendi başımıza bir BT Sınıfı kurmak istesek bir araya getiremeyeceğimiz 40bin TL’lik bir Sınıf. Bunun yerini bir beton yığını alcak. Sınıf bile demiyorum ben ona. 2 tane tablo, 1 tane tahta o kadar…İşin kötü yanı, hiçbir Yerel Yöneticinin durumun farkında olmaması. Gideceğim okulda yaklaşık 6-7 kadar BT Öğretmeni başlangıçta bir arada olacak ve sonradan ister istemez bir yerlere dağılacağız. Bu da tüm bu okullardaki BT Sınıflarının kapanması demek. Gerçekten 4×4 bir şekilde geldi bu değişiklik…

Gelelim fotoğrafa :)

Çalıştıkça açılırmış bazı şeyler. Gerçek anlamda eksiğim kalmadı diyebileceğim bir başarıma sahip sınıfı yıllar içinde oluşturdum ve en güzel zamanında hurdalığa dönüşecek. Buradan aç kurtlar gibi bir sınıfı dağıtmaya çalışan bir İdareciye sahip olduğum anlaşılmasın. Siz, okulda olmadığınızda sizin yerinize çekim yapan, Ses sistemini kendi kendine kuran, Ancak bir BT Öğretmeninin çözebileceği durumlar için BT Öğretmenini rahatsız eden bir Müdürle çalıştınız mı ? Ben o şanslı kişilerdenim :)

Umarım gideceğim okullarda karşılacağım insanlar azmi tükenmemiş bir Öğretmen görebilecek kadar şanslıdırlar. Bu şirazeni kazasız belasız yeni yerlere taşıyabilirsek bizden iyisi yok :) Farkettiyseniz bu Blog yazısında müjdeli haber de henüz yok :/ O da bir sonraki yazının konusu olsun. Malum; teşekkür edeceğimiz çok insan var. Arada kaynamasınlar.

Hoşçakalın sevgili dostlar…


EKLEME:

Uykuya yenik düşen gözler yüzünden bu yazıyı gece saatlerinde yayınlamayıp ertesi gün düzeltmek için yarım bıraktım dostlar. Yani sınıfımı dağıttığım bugünün akşamına…Şu an gerçekten 6-7 saatlik bir yorgunluğun ardından günümden geriye ne kalmışsa paylaşmak istiyorum.

Bugüne ilk olarak, kişisel eşyalarımı sınıftan toparlamakla başlayayım dedim. Tek başıma yapamayacağım için rehberleri olduğum sınıftaki 4 öğrencimden yardım istedim; tabi öncesinde son birkaç tane hatıra fotoğrafı. Amatör Fotoğrafçı olmama rağmen kendi sınıfımın içinde neredeyse hiç fotoğaf çekmediğimi anladım. Çektiğim tek fotoğraf, Milli Eğitim Bakanlığının 4 birimine gönderdiğim İmza, Rapor, bir dostumuzun ICITS 2011 Sempozyumu çalışmalarına ait  şeylerdi, şu an İnternette yer yer kullanılıyor. Ve onları da mesleğimin sıkıntılarını gidermek için sağolsunlar Olcay ve Adem’in çabalarıyla bir yere getirdik.

Ben sınıfın kapısını açıp biraz havalandırayım, işe sonra koyulayım derken İngilizce Öğretmeni arkadaşım içeride notları ayarlamakla meşgul. Bir yandan not giriyor bir yandan verdikçe veriştiriyor :) “Nasıl olacak bu notlar, ağlamak istiyorum. Ben buradayken toplama bu sınıfı, niye topluyorsun ben Müdür bey ile konuşacaktım, kapatmasınlar BT Sınıfını…” nevinden onlarca konuşma. 1 hafta daha kalsaydı diyor, eşyalarımı alacağımı söylüyorum ama nafile; suratlar bir karış :/

Biz Bilişimciler birbirimizi anlamakta hayli zorluk çekiyoruz. Belki de başkasının derdiyle dertlenmemektendir. Ama ben biraz da öngörü sahibi olmayan arkadaşlarımın toyluğuna yoruyorum. Tornavidayla harikalar  yaratan dostlarım birgün branşın matah yönlerinden yorulmayacağını, bir tane BT Sınıfı olan meslektaşlarım her zaman 15 bilgisayar ile ilgileneceğini, derdi tasası olmayan dostlarım il merkezi olduğu gibi taşrada çalışabileceğini aklına hiç getirmiyor :) Hal böyle olunca sıkıntısı olan insanlara el uzatmak gereksiz gibi geliyor bazılarına. Biz bunu yıllarca yaşadık. Ancak sizi en az bir Bilişimci kadar anlayan çalışma arkadaşlarınız varsa sizin yerinize mesleğinizi doğrularını onlar savunuyor! Ben bu arkadaşlarım için yaradana  şükrediyorum.

Neyse…Güzide ingilizcecimiz de hazır ben sınıftayken hatıra fotoğrafları çekildi öğrencilerle. Bir soldaki öğrencilerle yanak yanağa, bir sağdakilerle…Ve o çıkınca sınıftan, koyulduk işe. Koyulduk da bırakmıyorlar ki işimizi yapalım. Rehberlik öğretmenimiz geldi bu sefer. “Ne diye bugün topluyorsun! Toplama. Bak gitmiş lavaboda ağlıyor” Ardından bu lafları söyleyen arkadaşım da masamın üstünde Selam filmi dönüşünde öğrencilerimle çektirdiğim filmi görünce kendini tutamadı. Dakikalarca oturdu, oturdu,…ve o da gitti sessizce. Allah herkese böyle çalışma arkadaşları ve İdareciler nasip etsin. Her okula lazım böyle birkaç tane stres topu :)

Normalde insanların sizi teselli etmesini beklersiniz. Yıllarca verdiğiniz emeği kendi elinizle dağıtıyorsunuz; kolay değil. Yarım saat boyunca belki de arkadaşlarımı teselli eden ben oldum. “Yapacak birşey yok” diyorum. Görüşeceğiz yine başka şekilde :) Eski ve yeni okulumun arası 10 dakika. Ancak benim gideceğim okuldan amiyane tabirle kaçarak gelen Rehberlikçi arkadaşım, ilimizde diyaloğu ve İletişimi en iyi olan okula gelince, haliyle çevresinden de kimse ayrılmasın istiyor, gayet iyi anlıyorum. Bölgemizdeki tüm öğretmenler tayinlerini bizim okula istemişler. Çok güldüm öğrenince :)

2 dakika geçmedi; bu sefer müdürüm girdi odaya :)

– “Hocam ben bugün yetiştiremem ancak ilk olarak Kişisel eşyalarımı toplayarak işe başlayayım diye düşündüm. Yarın da kısmetse sınıfı dağıtırız.”

– “Hocam, bilgisayarlardan sadece karşıdaki grubu bozalım 15 tanesi sınıfın içinde aynen kalsın. Bu sınıfı elimden geldiğince korumaya çalışacağım. İleride ilkokullarda bu dersin verilmesi gibi bir durum olursa sınıf aynen hazır olacak. Yardımcı olacağım birşey var mı hocam?” diyor; ne diyeyim…Sizce bu idareci hangi ülkedendir dostlar? İnternet aleminde sıkıntılarını paylaştığımız Bilişimcilerin okullarında var mı bu insanlardan ? Ama müdürüm de  direnemiyor işte bazı şeylere. Ben sınıfımın yaşamasını, ben yokken de öğrenciyle dolup taşmasını istiyorum ama…

Bir yandan sınıfa gelen arkadaşlarımla konuşup diğer yandan neyi toplayacağız, nasıl toplayacağız çocuklara anlatırken gerçekten sabrım kalmadı. Kapıdan dışarı attım kendimi. Gözümün önünden sınıfımın kurulduğu yıllar, türlü etkinliklerimiz,… film şeridi gibi geldi geçti. Gözler biraz nemlendi ama dağılmadı :) Yapacak iş çok, doğru tekrar içeriye, Güvenlik kamerası tam tepende, kendine gel :D

Bazı yönlerini doğru bulduğum şu “Okullar Hayat Bulsun” projesi var ya hani(Kaldıysa tabi…). Ben eşyalarımı toplarken farkettim ki sınıfımız gerçekten yaşamış. Bilişim ekipmanından başka herşey var. Sınıflar gerçekten yaşamalı, okullar nefes almalı. Beton yığınları yaparak öğrencilerimizi okuldan ve eğitimden kendi ellerimizle uzaklaştırıyoruz. Bu 4+4 Eğitim sistemi de Sınıf öğretmenlerinin madur edilmemesi adına kapatılan birçok sınıf yüzünden okulların ölü toprağıyla örtülmesine neden olacak; farkında değiliz. Dört duvarın içinde Fen ve Teknoloji, Matematik verirsek yeter zannediyouz ancak hep yaptığımız işlerin kalitesi yerine bolluğuna bakıyoruz. Hala sokakta turistlere yön tarif edemeyen insanımız; yetersiz ingilizce, Bilinçsiz bir Bilişim toplumu, Zihinden işlem yapamayan bir gençlik…

Gideceğim okulun ders yükünü bilmiyorum. Nasıl bir ortam bulacağız; aynı şekilde. Bildiğim tek şey, 2011’in 28 Kasımında(FATİH’i açıklamıştı Başbakan) başladığım mücadelenin yarım meyvesini birkaç gün önce aldım ben. Ailem ve dostlarım neyi savunduğumu biliyor, ben de yalnız olmadığımı. Ankara’da bir yerlerde, İnternet aleminin derinlerinde, birbirini bir kez bile görmemiş ama dayanışmada geç de olsa harekete geçmiş Bilişimcilerin olduğu bu ülkede, artık derdi tasası aynı olan ve bazı sıkıntıların inatla uğraşınca aşılabildiğini resmen gören insanlar biliyorum.

Size de tavsiye ediyorum !

ÜŞENME, ERTELEME, VAZGEÇME !

Yazar Hakkında

teferruat.org

/*Bilişim Teknolojileri ve Yazılım Öğretmeni*/
Öğrencilerini trend teknolojilerle tanıştırırken Maker kültürünü aşılamayı hedefliyor. "Bilişimde Gelecek Var" hareketi ile Bilişim Eğitime dikkat çekmeye çalıştı.

Fotoğraf sanatıyla ilgili. Toprağa baktığında bile elli renk tonu görüyor. Müziği, Grafik sanatları, Doğada sabahlamayı sever; bir de sabah gülümseyerek uyandıran kızını ;)

View all posts

Yorumlar

  1. 3 yıldır emek verdiğim, ödünç alarak kullandığım vestel marka bilgisayarlarla dolu BT Sınıfım dağılmışcasına üzüldüm. Çok üzüldüm. Üstelik önemli kazanımlar elde ettiğimiz bu zaman diliminde hiç de hoş olmayan bir ur gibi geldi oturdu İsmail öğretmenim. Bu dersin hakkını veren, bilinçli bilişimci yetiştiren çok sevdiğim öğretmenim. Aksine ben de bugünlerde elde ettiğimiz ve ülkemizin geleceği için iyilikler içeren 5-6 zorunlu BT dersi konusunda gülücükler saçıp tebrikleri kabul ederken, sınıfıma ikinci asma rafımı matkapla taktım. Yaz aylarında yeni yıl temizliği için kolları sıvadım. Okullar hayat olsun diye yazın kurs planları da yapıyorum.
    Kendi sevincim şu anda kursağımda kaldı dostum. Şu anda ilçemde 7 öğretmeniz ve 10 norm var. Hala bozulmamış BT Sınıflarımız var. Çık gel desem:) Ne projeler var bir bilsen! Umarım sınıfını bozmazlar ve sonraki görev yerine taşımana izin verirler. Başka türlüsü yazık olur zaten.
    Uzun süredir sesin gelmiyordu, oysa ben mutlu bir yazı bekliyordum:(
    Hakkında hayırlısı dostum.
    Olcay.

  2. Üstadım teşekkür ederim. 10 yıl çalıştığım okulu bırakıp 500 metre aşağıdaki okula gitmeye başladım 1 haftadır 4+4 değişimi nedeniyle ama ilk haftanın 4 günü yine eski okuluma git-gel de yapıyorum öğle sonraları. Kimsenin zorluk yaşamayacağı şekilde sistemleri bırakmaya, notlar dağıtmaya, son kez yedekleri almaya çalışıyorum. Senin de çalışmalarını öğrendim. Birbirimizi takip ettikçe uygulayacağımız çok yeni fikirler olacak, eminim. Ve yakın zamanda kazandığımız haklar, eminim daha da umut verici ve sevindirici bir hal alacak.

    Belki inanmazsın, sınıfımdaki kişisel eşyalarımı toplarken arkadaşlarımın bazısı Öğretmen masamın üzerinde, bazıları duvardaki fotoğraflarımızın karşısında,…gözyaşı döküp çıktılar. Hatta toplamamam için bana kızanlar oldu. Bir ara müdürüm bizzat geldi ama o bile sınıfın içide fazla duramadı :) Hatta bir adım ileri giderek Müdürümüze sınıfımızın dağıtılmaması konusunda düşüncelerini iletenler oldu. BT Eğitimcisinden daha fazla baskı yapan böyle bir diyalog; işte ben bunu seviyorum. Müdürüm zaten bir Bilişimciden daha fazla Bilişim Eğitimine önem verdiği için sınıfı ayakta tutabilmek adına önemli bir kısmını aynen sakladık. Sadece bir bölüm, BT Sınıfım yerine kapatılacak olan Fen sınıfındaki bazı malzemelerin BT Sınıfı içinde saklanması için kullanılacak. Bazı bölümlere verdiğimiz 5 bilgisayarı ileride hemen alabilmek adına uygun şekilde yerleştirdim. Ama bunları kendi elimle yapmak pek de kolay omadı :/ Ya sınıf komple dağıtılacak ya da böyle bir çözüm bulacaktık. Çünkü bir sınıfı kapatmak zorundayız. O da Fen sınıfı oldu; BT Sınıfı kadar kullanmadığımız aşikar…15 tane bilgisayarımız eğer gidersem Formatörlük görevi ve Dil eğitimi için kullanılmaya devam edecek. Benden daha fazla titiz olan İngilizce Öğretmenimize sınıfın anahtarlarını teslim ettik. Bu gibi nedenlerle üzüntüm biraz hafifledi sayın hocam :)

    Yeni okulumda ise 15+1 sistem, birkaç bozuk bilgisayar ve okulun bazı bölümlerine gitmiş bir-iki bilgisayar gördüm. Hepsini sınıfıma geri toplayacağım. Ve herşeyi eski okulum gibi yapacağım, hatta bir adım ilerisi inşallah. Bu konu Eylül’de idarecilerimle görüşeceğim ilk konu. Zaten aksi halde huzursuzluk çıkaracağım :)

    Ben bu eğitimin daha alt seviyelere inmesi konusunda istekliyim. Yanlış düşüncelerin yerleşmemesi adına bu Eğitim için çok geç kalınmamalı. Eğer sistem değişmemiş olsaydı 3-4 ve belki daha alt sınıflara farklı metodlarla bu eğitimi verebilirdik. 7.sınıfa gelmiş bir çocuğa merak uyandırabielcek konular dışında Bilinçli kullanım için pek fazla şey kazandıramayacağımızı düşünüyrum; ERKEN BAŞLANMALI! Ama sistem değişince 5’den başlamak durumunda kaldı bu eğitim. İyi mi kötü mü diyeceğim ama uzun zamandır kafamızı meşgul eden “zorunlu ders” talebi korsan bir çözümle bu kadar oldu. Böyle diyorum çünkü bir dönem sonra bu karardan vazgeçilebileceğini de düşünüyorum. Eğitim konusunda iki Bakanlık döneminde Paralel bir politikamız yok zira…

    Yeni okulum artık Karma, nispeten büyük, daha kosmopolit öğrencilerden oluşacağı için belki eskisine göre daha farklı projelerle ya da çalışmalarla gündeme gelebiliriz. İnşallah o haberleri yazarım Olcay hocam ;)

    PS: Birgüncelleme eksiği nedeniyle mesajından haber olamadım ve yanıtlayamadım :) Özür dilerim.